<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ödev sitesi - Odevindiryap.com &#187; Deyimler</title>
	<atom:link href="http://www.odevindiryap.com/kategori/turkce/deyimler-turkce/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.odevindiryap.com</link>
	<description>Odevindiryap.com &#124; Ödev sitesi, Ödev indir, Ödev yap, Ödev kapakları</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 13:05:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Tüm Deyimler ve Anlamları</title>
		<link>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/tum-deyimler-ve-anlamlari/</link>
		<comments>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/tum-deyimler-ve-anlamlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Oct 2011 08:32:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yakaza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler]]></category>
		<category><![CDATA[anlamları]]></category>
		<category><![CDATA[deyimler]]></category>
		<category><![CDATA[tüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevindiryap.com/?p=85257</guid>
		<description><![CDATA[Tüm Deyimler ve Anlamları]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: right;margin: 4px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7232131757293803";
/* 336x280, oluşturulma 03.11.2010 */
google_ad_slot = "1326618425";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><p style="float: left;margin: 4px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-7232131757293803";
/* 336x280, oluşturulma 03.11.2010 */
google_ad_slot = "1326618425";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><p>Bütün Deyimler,Tüm Deyimler ve Anlamları</p>
<p><a  rel="nofollow" href="http://www.odevindiryap.com/genel-kultur/odev-yardim/" target="_blank">www.odevindiryap.com</a> her türlü ödevlerinizde yanınızda</p>
<p>Sitemizde tüm deyimler Türkçe kategorisine açılmıştır. Aradığınız deyimi sağ üst taraftaki &#8221; ara &#8221; kısmına yazıp aratınız. Bulamazsanız istediğiniz deyimi aşağıya yazın biz size hemen bulup cevap verelim.</p>
<script type="text/javascript" src="http://cdn.socialtwist.com/2009022110770/script.js"></script><a  class="st-taf" href="http://tellafriend.socialtwist.com:80" onclick="return false;" style="border:0;padding:0;margin:0;"><img alt="button Tüm Deyimler ve Anlamları" style="border:0;padding:0;margin:0;" src="http://images.socialtwist.com/2009022110770/button.png"onmouseout="hideHoverMap(this)" onmouseover="showHoverMap(this, '2009022110770', 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Ftum-deyimler-ve-anlamlari%2F', 'T%C3%BCm+Deyimler+ve+Anlamlar%C4%B1')" onclick="cw(this, {id:'2009022110770', link: 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Ftum-deyimler-ve-anlamlari%2F', title: 'T%C3%BCm+Deyimler+ve+Anlamlar%C4%B1' });" title="Tüm Deyimler ve Anlamları" /></a><p></p><p></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/tum-deyimler-ve-anlamlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğruluk İle İlgili Deyimler</title>
		<link>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/dogruluk-ile-ilgili-deyimler-2/</link>
		<comments>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/dogruluk-ile-ilgili-deyimler-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Sep 2011 12:43:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yakaza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler]]></category>
		<category><![CDATA[deyimler]]></category>
		<category><![CDATA[doğruluk]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevindiryap.com/?p=84743</guid>
		<description><![CDATA[Doğruluk İle İlgili Deyimler ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğruluk ile ilgili deyimler</p>
<p><a  href="http://www.odevindiryap.com/">www.odevindiryap.com</a> her türlü ödevlerinizde yanınızda..<br />
-İki cihanda yüzü ak olmak: Doğru ve faziletli yaşayıp dünya ve ahrette mükâfat görmek.<br />
-İmana gelmek: 1. Hak dini olan İslâm`ı kabul etmek. 2. En sonunda doğruyu söylemek. 3. Önceden kabul etmediği şeyi sonradan kabul edip uymak.”İmana gel, tövbe et ki öbür dünyada mutluluğa eresin.”<br />
-Müslüman adam: Hak yemeyen, doğruluktan ayrılmayan, İslâm`ın emirlerine uyan kimse.”Müslüman adam, başı daima dik olan adamdır.”</p>
<p><span id="more-84743"></span></p>
<p>İçinde Doğru kelimeside geçen deyimler</p>
<p>Doğru Bulmak uygun görmek, onamak: “Onun yaptıklarını doğru buluyor musunuz?<br />
Doğrucu Davut : Devamlı suretle doğru söyleyen kişi</p>
<p>Doğru Çıkmak : Yalan olmadığı gerçek olduğu anlaşılmak</p>
<p>Doğru doğru dosdoğru : doğrusunu söylemek gerekirse, en doğrusu şuki<br />
Doğru Durmak : yaramazlık yapmamak,uslu durmak<br />
Doğru Dürüst : isteğe uygun biçimde<br />
Doğru oturmak : yaramazlık yapmamak</p>
<script type="text/javascript" src="http://cdn.socialtwist.com/2009022110770/script.js"></script><a  class="st-taf" href="http://tellafriend.socialtwist.com:80" onclick="return false;" style="border:0;padding:0;margin:0;"><img alt="button Doğruluk İle İlgili Deyimler " style="border:0;padding:0;margin:0;" src="http://images.socialtwist.com/2009022110770/button.png"onmouseout="hideHoverMap(this)" onmouseover="showHoverMap(this, '2009022110770', 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Fdogruluk-ile-ilgili-deyimler-2%2F', 'Do%C4%9Fruluk+%C4%B0le+%C4%B0lgili+Deyimler')" onclick="cw(this, {id:'2009022110770', link: 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Fdogruluk-ile-ilgili-deyimler-2%2F', title: 'Do%C4%9Fruluk+%C4%B0le+%C4%B0lgili+Deyimler' });" title="Doğruluk İle İlgili Deyimler " /></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/dogruluk-ile-ilgili-deyimler-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bayırmak Nedir</title>
		<link>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/bayirmak-nedir/</link>
		<comments>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/bayirmak-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Aug 2011 09:04:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zuhre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler]]></category>
		<category><![CDATA[Bayırmak]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevindiryap.com/?p=78817</guid>
		<description><![CDATA[Bayırmak Nedir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bayırmak Nedir,ne demek,anlamı,ilgili atasözü,manası,cümle, içinde,</p>
<p>Zengin olmak, genişlik ve kudret hasıl etmek: Yoksul bayırsa, çanağı bayırmaz.</p>
<p>www.nedirsor.com</p>
<script type="text/javascript" src="http://cdn.socialtwist.com/2009022110770/script.js"></script><a  class="st-taf" href="http://tellafriend.socialtwist.com:80" onclick="return false;" style="border:0;padding:0;margin:0;"><img alt="button Bayırmak Nedir" style="border:0;padding:0;margin:0;" src="http://images.socialtwist.com/2009022110770/button.png"onmouseout="hideHoverMap(this)" onmouseover="showHoverMap(this, '2009022110770', 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Fbayirmak-nedir%2F', 'Bay%C4%B1rmak+Nedir')" onclick="cw(this, {id:'2009022110770', link: 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Fbayirmak-nedir%2F', title: 'Bay%C4%B1rmak+Nedir' });" title="Bayırmak Nedir" /></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/bayirmak-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya Edebiyatında Roman</title>
		<link>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/dunya-edebiyatinda-roman/</link>
		<comments>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/dunya-edebiyatinda-roman/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Jun 2011 14:59:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zuhre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyatında]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevindiryap.com/?p=68933</guid>
		<description><![CDATA[Dünya Edebiyatında Roman]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Edebiyatında Roman</p>
<p>Yunan Edebiyatı<br />
Yunan edebiyatı birkaç dönemde incelenebilir:</p>
<p>I. Dönem (M.Ö. IX. &#8211; VII. yy.)</p>
<p>M.Ö. IX-VIII. yüzyıllarda Homeros ve Hesiodos gibi iki büyük şair yetiştirmiş olan Yunan edebiyatının en önemli türü şiirdir. Şiirler vezinli, ancak kafiyesizdir. Şiir türleri içinde de en çok görülen destan (epik şiir) dır. Destan nedir?</p>
<p><span id="more-68933"></span><br />
Bir milletin ortak tarihinde önemli izler bırakan savaş, doğal afet , türeyiş, ölüm ,büyük başarı ya da yenilgileri ve bu olaylarda önemli rol oynamış büyük kahramanların hayatlarını manzum hikâyeler hâlinde anlatan metinlere destan de-nir.Ulusların ortak bilinçlerinde yaşayan destanlarda olay ve kişiler genellikle mitolojik ve menkıbevî nitelikte olağanüstü bir karaktere sahiptir. Homeros , M.Ö. IX. yüzyılda yaşamış, Hem Yunan edebiyatının hem de dünya ede-biyatının en büyük destan şairlerinden biridir. İzmir&#8217;de doğmuş ve İonia bölgesinde yaşamıştır. İlyada ve Odysseia adlı iki destanı vardır. Bu destanlar , Yunanlıların temel kültürel kaynakları arasında yer alır. İlyada destanında, Yunanlıların Troia&#8217;lılarla 10 yıl savaşıp, sonunda onları yenmeleri anlatılır. Odysseia destanında ise İthaka adasının kralı olan Odysseus&#8217;un 10 yıl süren Troia Savaşı dönüşünde yolda karşılaştığı olaylar ve ülkesine döndüğünde kendisinin yokluğunda olan bitenler anlatılır. Bu destanlarda mitolojik tanrıların insanlarla olan değişik ilişki biçimlerine , insanların ve tanrıların duygu , düşünce , hayal , özlem , tutku , öfke , kin ve sevinçlerine , olağanüstü ve tarihsel birtakım olaylara yer verilir. Hesiodos M.Ö.VIII. yüzyılda Askra kasabasında yaşamıştır. Didaktik (eğitici-öğretici) şiir türünün kurucularındandır. Şiirleriyle halka adaletli davranma , iyilik yapma , çok çalışma gibi olumlu değerleri aşılamaya , öğüt vermeye çalışmıştır. Hesiodos&#8217;un İşler ve Günahlar , Theogonia adlı iki eseri vardır.</p>
<p>II. Dönem (M.Ö. VII. &#8211; VI. yy.)</p>
<p>M.Ö. VI. yy. da yaşamış olan Sappho, bu dönemin ünlü ozanlarındandır. Midilli adasında doğmuş, genç kızların eğitimi için çalışmıştır; zengin bir ailenin kızıdır.170 parçadan oluşan şiirlerinde en çok aşk temasını işlemiştir. Yunan edebiyatının önde gelen lirik şairlerindendir. M.Ö. VI. yy.da yaşamış olan Aisopos (Ezop) , Anadolu&#8217;da Phrigia&#8217;da doğmuş ,Mısır , Asya , Yunanistan&#8217;a seyahatler yapmış; tanrı Apollon&#8217;a karşı geldiği için uçuruma yuvarlanarak öldürülmüştür. Gezdiği Doğu ülkelerinden öğrendiklerinden , gözlemlerinden edindiği materyallerle düzyazı tarzında <span style="text-decoration: underline">fabl (masal) lar yazmıştır. Tek eserinin adı Fabllar olup fabl türünün kurucusudur.Fabl nedir?Kişileri insan gibi konuşup davranan hayvan , bitki ve cansız varlıklardan olu-şan, kıssadan hisse çıkarıp ders vermeyi amaçlayan masaldan kısa öykülere denir</span>. Bu dönemin diğer önemli şairleri arasında Alkalos (M.Ö. VII. yy.) ve Anakreon (M.Ö. VI. yy.) sayılabilir.</p>
<p>III. Dönem (M.Ö. VII. &#8211; VI. yy.)</p>
<p>Yunan edebiyatı en parlak ürünlerini M.Ö. V.-IV. yüzyıllarda vermiştir. Aiskhylos (M.Ö. 525-456) , dönemin en büyük tragedya şairidir. İlk defa, tragedyanın aktör sayısını ikiye çıkararak, koro yerine diyaloğu ön plâna geçirmiştir. Maske,aktörün yüzünü saklayan bir alet olmaktan çıkıp, onun karakterini de yansıtır olmuştur. Eserlerinde tanrıların belirleyici gücüne önem vermiş; dünyayı ve insanları tanrıların, olması gerektiği gibi, iyi bir şekilde yönettiği , tanrılara isyan edenlerin cezalandırılması gerektiği tezini savunarak, yerleşik düzeni , gelenekleri ve toplum ahlâkını benimsemiştir. Ona göre insanlar tanrılar tarafından belirlenen alınyazılarını kabullenmek zorundadırlar. Ele geçen yedi tragedyası şunlardır : Yalvaran Kızlar Persler, Thebai&#8217;ye Karşı Yediler , Zincire Vurulmuş Prometheus, Oresteia trilogia , Agamemnon , Kheephoroi , Eeumenides.</p>
<p>Sophokles (M.Ö. 495-406) de tragedyayı geliştirerek oyuncu sayısını 3&#8242;e , korodaki şarkıcıların sayısını da 12&#8242;den 15&#8242;e çıkarmış; trilogia denilen üçleme yazma biçimini kaldırmıştır. Aiskhylos&#8217;un tragedyalarında insanlar tanrılara boyun eğmek zorunda iken, Sophokles&#8217;in eserlerinde insanlar alınyazıları ve tanrılarla mücadele ederler. Ancak sonunda yenilen insanlar olur. Elde Kral Oidipus , Oidipus Kolonos&#8217;ta ,Antigone , Aias , Elektra , Trakhisli Kadınlar ve Philoktetes adlı yedi eseri bulunmaktadır.Üçüncü büyük tragedya şairi olan Euripides (M.Ö. 480-406) , insan-tanrı mücadelesi yerine insanın kendi kendisiyle olan mücadelesine yer vermiştir. İnsan kendi ihtiraslarıyla mücadele hâlindedir , ancak yenik çıkar. Başlıca eserleri şunlardır : Medeia , Hippolytos , İphigeneia Aulis&#8217;te , phigeneia Tauris&#8217;te , Orestes , Elektra , Hekabe , Andromakhe.İlk büyük komedya şairi Aristophanes (M.Ö. 445-385) &#8216;tir. Aristophanes, gelenekçi bir anlayışa sahip olup sanat , siyaset ve felsefe alanlarında yapılan yeniliklere ve yenilikçilere saldırmıştır. En önemli komedileri : Atlılar , Eşek Arıları , Kuşlar , Kurbağalar , Bulutlar , Barış , Lysistrate.</p>
<p>IV. Dönem (M.Ö. III. &#8211; II. yy.)</p>
<p>Büyük kütüphanelerin , meşhur sanatçı ve bilginlerin bulunduğu İskenderiye, &#8220;İskenderiye Çağı&#8221; da denen bu döneme damgasını vurmuştur. Pastoral nazım türünün kurucusu olan Theokritos (M.Ö. III. yy.) yazdığı kısa şiirlerinde doğa sevgisini işlemiştir. Şiirlerine Eidyllia (kısa şiirler) adı verilmiştir. Pek çok ülke gezmiş olan Herodotos (M.Ö. 482-425) , tarih türünün kurucusu olup ,Tarih adlı eserinde gezdiği ülkeler ve halkları hakkında bilgi vermiştir. Hitabet türünde Demosthenes (M.Ö. 385-322); felsefede ise Sokrates (M.Ö. 470-399) , Eflatun (M.Ö.429-347) ve Aristoteles (M.Ö. 384-322) dönemin önde gelen isimlerin-dendir.</p>
<p>V. Dönem (M.Ö. II.-M.S.II. yy.)</p>
<p>&#8220;Yunan-Lâtin Çağı&#8221; adı verilen Roma egemenliğinin sürdüğü bu dönemde en önemli yazar , biyografi yazarı olan Plutarkhos (46-120)&#8217;tur. Paralel Hayatlar adlı eserinde eski Yunan kültürünü canlandırmaya , ahlâk ve insanlık dersi vermeye çalışmıştır.</p>
<p>Lâtin Edebiyatı</p>
<p>Romalılar Yunanistan&#8217;ı M.Ö. 250&#8242;li yıllarda siyasî anlamda egemenlikleri altına aldıktan sonra Lâtin edebiyatı , daha çok Roma&#8217;da Yunan kültür ve edebiyatının etkisiyle ve taklidiyle oluşmuştur. Eski Atina&#8217;da Yunan sanatçıları daha özgür ortamlarda ürün veriyorlardı. Onlar kendi dönemlerinde yaşayan kişileri , yöneticileri serbestçe hicvedip eleştirebiliyorlardı. Ancak Roma&#8217;da Lâtin komedya şairleri bu bakımdan özgür değillerdi.Lâtin edebiyatının ilk önemli sanatçıları arasında tragedya şairi Ennius (M.Ö. 240-170), komedya şairi Plautus (M. Ö.184) ve Terentius (M.Ö. 159) yer alır. Bunlar Yunan sanatçılarını örnek almışlardır. Daha sonra Lucretius (M.Ö. 98-53) didaktik nazım, Catullus(M.Ö. 78-54) lirik nazım türünde ; Vergilius (M.Ö. 70-19) pastoral , epik ve didaktik nazım; Horatius (M.Ö. 64-8) lirik ve didaktik nazım; Ovidius (M.Ö. 43-M.S. 18) lirik nazım türlerinde ve mitolojide ; Cicero (M.Ö.106-43) hitabet türünde; Sallustius (M.Ö. 86-34) , Titus Livius (M.Ö. 59-M.S. 19) ve Tacitus (54-129) tarih yazıcılığında; Seneca (M.Ö. 4-M.S. 65) da felsefe ve tragedyada önde gelen isimlerdendir.</p>
<p>Alman Edebiyatı<br />
Rönesans Dönemi Alman Edebiyatı</p>
<p>Bu dönemde Luther (1483-1546) İncil&#8217;i Latinceden Almancaya çevirerek edebî Almanca için önemli bir zemin hazırlamış oldu.</p>
<p>3.1. Romantik (Coşumcu) Dönem Alman Edebiyatı</p>
<p>Goethe (1749-1832), özellikle şiir ve romanlarıyla romantizm akımını başarılı bir şekilde temsil etmiştir. Lirizme, aşk maceralarına, halk edebiyatı unsurlarına ve birtakım felsefî yorumlara yer vermiştir. Başlıca şiirleri Roma Eyejileri ve Divan adlı eserlerinde toplanmıştır. En önemli tiyatro eseri Faust, en önemli romanı da Genç Werther&#8217;in Acıları adını taşır.Alman edebiyatının diğer önemli romantik sanatçıları arasında Schiller (1759-1805), Schlegel Kardeşler (Wilhelm 1767-1845, Friedrich 1772-1829), Heine (1798-1856) gibi şairler; Hoffmann (1776-1822) gibi romancılar; Kleist (1777-1811), Hebbel (1813-1883) gibi tiyatrocular sayılabilir.</p>
<p>Gerçekçi (Realist) Dönemde Alman Edebiyatı</p>
<p>Alman edebiyatında Fontane (1819-1898), Storm (1817-1888), Hauptmann (1862-1946) gerçekçi yazarlar arasında gösterilir.Gerçekleri olduğu gibi yansıtmanın üzerinde durmuşlardır. Günlük olayları ve ayrıcalığı olmayan kişileri işlemişlerdir. Günlük konuşma dilini kullanmışlar ve abartılı coşkulardan kaçınmışlardır. Bütünü görmeyi ve düşündürmeyi amaçlamışlardır.</p>
<p>20. Yüzyıl Alman Edebiyatı</p>
<p>Şiir türünde bu yüzyılda Alman edebiyatının en önemli şairlerinden birisi Rainer Maria Rilke(1875-1926)&#8217;dir. En çok aşk, ölüm, tabiat gibi temalara yer vermiş; lirik bir üslûbu benimsemiş ve Alman halk şarkıları geleneğine ait unsurlardan yararlanma yoluna gitmiştir.Roman türünde Thomas Mann (1875-1955), Hesse (1877), tiyatro türünde ise Brecht (1898-1956) belli başlı yazarlar arasında yer alırlar.</p>
<p>20 Yüzyıl Avusturya Edebiyatı</p>
<p>Önde gelen bir yazar, Franz Kafka (1833-1924)&#8217;dır. O da varoluşçu yazarlar gibi insanın saçma ve kötü bir dünyadaki trajedisine, bunalımlarına, kişinin çağına, ailesine, işine yabancılaşması temalarına yer vermiştir. Onun en önemli teması &#8220;yabancılaşma&#8221;dır. Başlıca Eserleri: Değişim (1915), Hüküm (1916), Ceza Sömürgesi (1919), Bir Taşra Doktoru (1920), Dava, Şato, Amerika.</p>
<p>Amerikan Edebiyatı<br />
Romantik Dönem Amerikan Edebiyatı</p>
<p>Amerikan edebiyatında ilk büyük sanatçılar bu dönemde yetişmeye başlamıştır.Moby Dick romanlarıyla Herman Melville (1819-1891), şiirleriyle Edgar A. Poe (1809-1849) ve Walt Whitman (1816-1892); şiir ve denemeleriyle R. W. Emerson(1803-1882) başlıca romantik sanatçılardandırlar.</p>
<p>Gerçekçi Dönem Amerikan Edebiyatı</p>
<p>Gerçekçilik, önce romantizmle iç içe görünür. Nathaniel Hawthorne(1804-1864) ve Moby Dick romanıyla tanınan Melville romantizmi ve gerçekçiliği eserlerinde dengeli biçimde kullanan yazarlardır. Gerçekçilik akımını daha sonra sürdüren öteki yazarlar Hanry James (1843-1916), Louise May Alcott (1832-1898)&#8217;tur.</p>
<p>20. Yüzyıl Amerikan Edebiyatı</p>
<p>20. yüzyılda Amerika&#8217;da özellikle roman ve hikâye türlerinde daha çok ürün verilmiştir.Mark Twain(1835-1910), Tom Sawyer&#8217;in Maceraları(1876), Missisippi&#8217;de Hayat(1833) gibi eserlerinde daha çok mizahî bir üslûbu benimsemiştir. O&#8217;henry (1862-1910) ise küçük hikâye türünde büyük bir üne sahiptir. Olaylarda sürpriz unsuruna ve yalın bir anlatıma önem verir.Jack London (1876-1916), Vahşetin Çağrısı (1903), Uçurum Halkı (1903) ve Martin Eden (1909) gibi romanlarının konularını daha çok kendi yaşantılarından ya da çevresinden almıştır.John Steinbeck (1902-1968), toplumcu gerçekçi bir Amerikan yazarıdır. Yoksul ve sömürülmüş kitlelerin, işçilerin sorunlarına, bireysel ve sosyal dünyalarına eğilmiştir. Daha çok California çevresine yer vermiştir. Başlıca romanları şunlardır: Ke-nar Mahalle (1935), Farelere ve İnsanlara Dair (1937), Gazap Üzümleri (1939), Sardalya Sokağı (1945).Ernest Hemingway (1898-1961) de ezilen yığınların sorunları, adalet, baskıyla boyun eğmeme gibi konuların yanında uluslararası savaşların kötülüğü, tabiatın güzelliği ve yaşama sevinci temalarına ağırlık vermiştir. Başlıca romanları: Bahar Selleri (1926), Güneş Gene Doğar (1926), Silâhlara Veda (1929), Çanlar Kimin İçin Çalıyor (1940), İhtiyar Adam ve Deniz (1953).Şiir türünde ise en önemli Amerikan şairlerinden biri olan Ezra Pound (1885-1972)tüm dünya milletlerinin kültürlerinden yararlanma yoluna gitmiş ve imgecilik (imajizm) akımının öncüleri arasında yer almıştır. Ayrıca I. Dünya Savaşı yıllarında faşizmi desteklemesiyle ünlüdür.</p>
<p>Fransız Edebiyatı<br />
Rönesans Dönemi Fransız Edebiyatı</p>
<p>Villon (1431 ?), Ortaçağın sonlarında ve Rönesans&#8217;a geçiş süreci içinde yaşamış önemli Fransız şairlerinden birisidir. Şiirleri Küçük Vasiyetname ve Büyük Vasiyetname adlı kitaplarda toplanmıştır.Asıl yeni Fransız şiiri, XVI. yüzyılda Lâtinceyi bırakıp Fransızca ile şiir yazma davasını güden ve La Pleiade adındaki edebiyat okulunu kuran yedi şairin şiirleriyle başlar. Bu grubun en önemli şairlerinden birisi Ronsard (1524-1585)&#8217;dır. Başlıca eserleri Aşklar, Odlar, Egloglar adlarını taşır. Bu dönemin önde gelen Fransız romancısı Rabelais (1490-1553)&#8217;dir. Gargantua ve Pantagruel adlı romanları ünlüdür.Rönesans dönemi Fransız edebiyatının en önemli ismi hiç şüphesiz deneme türü-nün öncüsü Montaigne (1533-1592)&#8217;dir. Denemeler adlı eserinde yer alan metinlerinde Hristiyanlıktan ve geleneksel düşünce biçimlerinden farklı olarak bağımsız insan düşüncesini ortaya koyan örneklere yer vermiştir. İnsan ve toplumla ilgili hemen her konuda alışılmışın dışında yeni yaklaşımlar getirmiştir.</p>
<p>Klâsik Dönem Fransız Edebiyatı</p>
<p>Pierre Corneille (1606-1684), Klâsisizmin ilkelerini uygulayan ilk büyük tragedya şairidir. Onun oyunlarındaki kişilerin, tutkularıyla görevleri çatışır. Ancak sonunda güçlü iradeleriyle tutkularını bastırırlar. En önemli eserleri Le Cid, Horace, Cinnave Polyeucte&#8217;tür.İkinci önemli tragedya şairi Jean Racine (1639-699)&#8217;dir. Racine&#8217;in oyun kişileri tut-kularının, yazgılarının ve tanrıların esir olurlar. Başlıca eserleri And Romaque, İphigenie, Phedre&#8217;dir.</p>
<p>Moliere (1622-1673) ise komedya alanında başarılı ürünler vermiştir. Toplum ve insandaki gülünç âdetleri, çirkin ve kötü huyları, kusurları sergileyerek, güldürerek düşündürmeyi, eğlendirerek öğretmeyi amaç edinmiştir. Başlıca eserleri şunlardır:Gülünç Kibarlar. Kadınlar Mektebi. Zorla Evlenme, Tartuffe, Don Juan, Zoraki Hekim,Cimri, Hastalık Hastası.La Fontaine (1621-1695) özellikle Aisopos&#8217;tan yararlanarak yazdığı fabllarıyla ünlüdür. En önemli eseri Fabllar&#8217;dır. La Rochefoucauld (1613-1680) özdeyiş (vecize), Boileau (1636-1711) eleştiri türü-nün, Descartes(1596-1650) ve Pascal(1623-1662) felsefe alanının önde gelen isimlerindendir.</p>
<p>Romantik Dönem Fransız Edebiyatı</p>
<p>En önemli romantik sanatçı Victor Hugo (1802-1885)&#8217;dur. O, Cromwell adlı dramının önsözünde romantizmin temel ilkelerini ortaya koymuştur. Şiir, roman ve oyunlarında tabiat, özgürlük, vatan, milliyetçilik gibi temalara yer vermiştir. Sefiller adlı romanında seçkin sınıftan olmayan halktan ve toplum dışında kalmış insanların da dünyalarına, duygu ve düşüncelerine yer vermiştir.Hugo&#8217;nun yanında Lamartine (1790-1869) ve Musset (1810-1857) de şiir türünde etkili olmuş şairlerdendirler.</p>
<p>Gerçekçi Dönem Fransız Edebiyatı</p>
<p>Honore de Balzac (1799-1850) her ne kadar romantik edebiyat döneminde yaşamış olsa da gerçekçiliğin (realizmin) müjdecisi olmuştur. Balzac kişileri ve toplumu enince ayrıntılılarıyla incelemiş, olayları ve olguları eleştirel bir tutumla sergilemiş, insanlar arası ilişkileri dikkatli bir gözle gözlemleyerek romanlarını yazmıştır. En önemli romanları: Goriot Baba ve Vadideki Zambak&#8217;tır.</p>
<p>Gerçekçiliğin müjdecilerinden bir başka yazar da Henri Beyle Stendhal (1783-1842)&#8217;dir. O da gördüklerini olduğu gibi, süslemeden yalın bir dil ve üslûpla aktar-mıştır. İnsanı içinde yaşadığı sosyal çevreden koparmadan vermiştir. Stendhal&#8217;e göre &#8220;roman, yol boyunca gezdirilen bir ayna olup, gördüklerini aynen yansıtır&#8221;. Başlıca romanları: Kırmızı ve Siyah, Parma Manastırı.</p>
<p>Gustave Flaubert (1821-1880), romanlarında gözlemlediklerini kendi duygu ve düşüncelerine yer vermeden sergilemeye, hayatı olduğu gibi aktarmaya çalışmıştır.En önemli romanı Madam Bovary&#8217;dir.</p>
<p>Guy de Maupassant (1850-1893) da özellikle küçük hikâye türünde gerçekçi ürünler vermiştir. Hikâye türünde klâsik kurguya dayalı &#8220;Maupassant tarzı hikâye&#8221; denilen bir çığır açmıştır. Yani hikâye, sürükleyici bir merak unsuru barındırır. Giriş,gelişme, sonuç bağlamında devam edip etkili, çarpıcı ve vurucu bir sonla biter. Bu tarz hikâyede &#8220;olay&#8221; unsuruna önem verilir.Emile Zola(1840-1902), müspet bilimlerin deneysel olguculuğunu edebiyata uyar-layarak, doğalcılık (natüralizm) adı verilen gerçekçiliğin farklı bir anlayışını başlatmıştır.Doğalcılığın (natüralizm) temel ilkesi şudur: Gerekirciliğe (determinizm) göre nasıl müspet bilimlerde aynı koşullar aynı sonuçları doğurursa, kişiler ve toplumlar da içinde bulundukları doğal ve sosyal çevrelerinin ürünüdürler. Yani bir kişinin karakterinde, kimlik ve kişiliğinde doğuştan getirdiği biyolojik ve fizyolojik özelliklerinin yanında sosyal çevresinden aldığı eğitim ve kültür de belirleyici rol oynar. Zola bu yöntemi uygulayarak Meyhane, Germinal gibi deneysel roman denilen örnekler vermiştir.19. yüzyıl Fransa&#8217;sının en büyük ozanlarından Charles Baudehireise sembolizmin ve gerçeküstücülüğün öncüsü olmuştur.</p>
<p>20. Yüzyıl Fransız Edebiyatı</p>
<p>Alman filozofu Heidegger&#8217;in ortaya attığı varoluşçu felsefeyi bu yüzyılda bazı Fransız yazarları edebiyata uyarlamışlardır. Varoluşçu düşünce kısaca şöyle ifade edilebilir: İnsan dünyaya geldikten sonra kendi varlığını gerçekleştirir, kendi özgün kişiliğini, özünü, bilincini kendisi oluşturur. İnsana kendisinden başka yol gösterebilecek kimse yoktur. Onun için özgürdür.<br />
Jean Paul Sartre(1905-1980), insan doğasının en önemli unsurlarından biri olan öz-gürlük kavramını işlemiş, insan özgürlüğünün yasak ve yasalarla sınırlandırılamayacağını öne sürmüştür. Başlıca eserleri romanda Bulantı (1938), Özgürlük Yolları(1945); hikâyede Duvar (1930); Oyun: Sinekler (1942), Saygılı Yosma (1945), Kirli Eller (1948) dir.</p>
<p>Yine varoluşçu bir romancı olan Albert Camus (1913-1960) ise daha çok saçma kavramını irdelemiştir. Ona göre insanın içinde yaşadığı evren saçma, mantıksız, akıldışı ve anlamsız bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla insan hayatı da saçmadır. İnsan hayatının anlamı, ancak saçmalık ve haksızlıklara başkaldırarak ortaya çıkar. İnsan salt doğruluk, iyilik, dostluk, barış, adalet için yaşamalıdır. Başlıca eserleri romanda: Yabancı (1942), Veba (1947), Düşüş (1956); tiyatroda: Yanlışlık (1944), Caligula&#8217; (1945)dır.</p>
<p>Simone de Beauvoir (1908-1986), varoluşçu açıdan kadının sosyal, siyasî ve cinsel sorunları üzerinde durmuştur. Aynı zamanda feminist hareketin de öncülerinden-dir. Başlıca eserleri şunlardır: Konuk Kız (1943), Mandarenler (1954).Andre Malraux (1901-1976), İnsanlık Durumu, Büyük Yol, Umut, Melekle Savaş gibi eserlerinde olumsuz koşulların hâkim olduğu güler yüzlü cehennemin de insanın yalnızlığını, kaderiyle baş başa kaldığı dramatik macerasını anlatır.<br />
İspanyol Edebiyatı</p>
<p>Rönesans Dönemi İspanyol Edebiyatı</p>
<p>İspanyol yazarlar Rönesans devrinde daha çok roman ve tiyatro türlerinde eser vermişlerdir. Rojas, Celestina (1499 ve 1526) adlı romanında pek çok engeller sebebiyle kavuşamayan iki sevgilinin başından geçenleri konu edinir. Hem İspanya&#8217;da hem de Avrupa&#8217;da gerçek dışı kişilerin kahramanlıklarını ve aşklarını konu edinen abartılı pek çok şövalye romanı yazılmıştır. Ayrıca çobanların gerçek dışı aşk ilişkilerini konu edinen çoban romanları da yazılmıştır.İspanya&#8217;nın bu dönemdeki en önemli roman yazarı Cervantes (1547-1616)&#8217;tir.</p>
<p>Cervantes&#8217;in Don Kişot (1605) adlı romanı modern romanın başlangıcı sayılmaktadır.Cervantes, gerçekle hayalin çatışması temeline kurulu olan romanda şövalyeliğin eleştirisi ve yergisinin yanında insan gerçeğinin pek çok boyutlarına yer verir.Tiyatroda ise Lope de Vega (1562-1635) en önemli isimdir.</p>
<p>Gerçekçi Dönem İspanyol Edebiyatı</p>
<p>En önemli realist yazar Miguel de Unamuno (1864-1936)&#8217;dur. Yaşamanın amacı, insanın sonsuzluk ve ölümsüzlük arzusu gibi temalara ağırlık vermiştir. Sis adlı romanı önemlidir.</p>
<p>20. Yüzyıl İspanyol Edebiyatı</p>
<p>Bu yüzyılın en önemli iki şairi Juan Ramon Jimenez (1881) ve Federico Garcia Lorca (1899-1936)&#8217;dır. Jimenez&#8217;in şiirlerinde eski Endülüs İslâm uygarlığının kalıntılarının izlerine rastlamak mümkündür. Şiirde mısranın önemsizliğine inanır. Manzum hikâyelere ve mensur şiire önem vermiştir. Lorca, halk kültür ve edebiyatından, folklordan yararlanmıştır.</p>
<p>İngiliz Edebiyatı<br />
Rönesans Dönemi İngiliz Edebiyatı</p>
<p>İngilizcenin yazı diline dönüşmesinde büyük katkıları olan ve Canterbury Hikâyeleri adlı eseri bulunan Chaucer (1340-1400) İngiliz edebiyatında Rönesans&#8217;a zemin hazırlayan yazarlardan birisidir.&#8221;Elizabeth Dönemi &#8220;adı verilen XVI. yüzyılda tiyatro ve şiir türlerinde önemli eserler ortaya konmuştur.</p>
<p>Rönesans dönemi İngiliz edebiyatının en önemli tiyatro yazarı Shakespeare(1564-1616)&#8217;dir. Shakespeare dram ve komedya türlerinde hem nazım, hem düzyazı, hem de her iki-sini birlikte kullanarak başarılı oyunlar yazmıştır. Oyunlarının tamamı beşer perdeden oluşur. Kin, aşk, dostluk, yükselme, öç alma gibi hemen hemen tüm insanî boyutları derinlemesine irdelemiştir. Başlıca dramları arasında Romeo ve Juliet, Hamlet, Macbeth, Othello, Kral Lear; en önemli komedyaları arasında da Venedik Taciri,Yanlışlıklar Komedyası sayılabilir.Marlowe (1564-1593) ve Ben Jonson (1573-1637) da dönemin önemli tiyatro yazarları arasında yer alırlar.İlk büyük İngiliz şairi olan Edmund Spenser (1552-1599) ise pastoral türde yazdığı şiirlerini Çoban Takvimi, alegorik bir destanını da Peri Kraliçesi adlı eserlerinde topladı. Tasvir ve ruh çözümlemelerinde başarılı olan ve üslûba önem veren dönemin son büyük şairi John Milton (1608-1674)&#8217;un en önemli eseri Kaybolmuş Cennet adlı konusunu Tevrat&#8217;tan aldığı dinî destanıdır.Montaigne gibi deneme türünde başarılı ürünler veren Bacon (1561-1626)&#8217;un en önemli eseri ise Denemeler&#8217;dir.</p>
<p>Klâsik Dönem İngiliz Edebiyatı</p>
<p>Klâsisizm akımı İngiltere&#8217;de çok kısa sürmüştür. Bu akımın İngiliz edebiyatında iki önemli temsilcisi vardır: Şiir ve oyunlarıyla Drydon (1631-1700) ve şiirleriyle Pope (1688-1744).</p>
<p>Romantik Dönem İngiliz Edebiyatı</p>
<p>İngiltere&#8217;nin kuzeybatısında yer alan göller bölgesinde bir süre yaşamış olan ve bundan dolayı kendilerine &#8220;Gölcüler&#8221; denilen Wordsworth (1770-1850), Coleridge (1772-1834) gibi sanatçılar, ayrıca Lord Byron (1788-1824), Shelley (1792-1822)ve Keats (1795-1821) gibi şairler bu akımın başlıca temsilcileri arasında yer alırlar.</p>
<p>20. Yüzyıl İngiliz Edebiyatı</p>
<p>20. yüzyılda İngiliz edebiyatı en çok roman türünde başarılı ürünler vermiştir. J. Conrad (1857-1941) macera ve deniz romanları yazmıştır. İrlandalı romancı James Joyce (1882-1941) ise klâsik roman kurallarını bir tarafa bırakarak, modern roman tarzının örneklerini vermiştir. Kronolojik zaman akışını değil, insanın bilinçaltının belirlediği zaman sistemini esas almıştır. İnsanın iç dünyasını kendi mantıkî gerçekliği içinde olduğu gibi sunmaya çalışır. Bir olaydan başka bir olaya, bir zamandan başka bir zamana atlar, kalemini çağrışımların emrine verir, bazen dilin gramatikal sistemini bozar, başka dillerden alıntılar yapar, kahramanların iç konuşmalarına geniş yer verir. Onun romanları alışılmış klâsik roman kurgusuna uymaz.Dublinler (1914) adlı eserinde on beş hikâye yer almaktadır. Üçü çocukluk, dördü genlik, dördü orta yaşlılık, dördü de sosyal hayatla ilgilidir. Kitap, bütün bir roman olarak da okunabilir. Diğer önemli eseri ise Ulysses (1922) adlı romanıdır. O bu romanında Dublin özelinde çağdaş dünyanın bir destanını verirken, asıl olarak modern bireyin zihinsel hayatını tüm yoğunluğu ve düşünce karmaşıklığı ile sunmak-tadır. Eserleri genellikle Dublin kenti etrafında yoğunlaşır.</p>
<p>V. Woolf (1882-1941) önemli bir İngiliz kadın roman yazarıdır. O da James Joyce gibi bilinç akımı tekniğine başvurmuştur. &#8220;Acı&#8221; ve &#8220;yalnızlık&#8221;, &#8220;kadın sorunları&#8221; temalarına ağırlık vermiştir. Romanlarında insan zihninin herhangi bir günde algıladığı şeyleri aktarmaya çalışır. Eserlerinin başlıcaları Jacob&#8217;ın Odası (1922), Perde Arkası(1941), Mrs. Dalloway, Orlando, Dalgalar, Yıllar&#8217;dır.</p>
<p>İtalyan Edebiyatı<br />
Rönesans Döneminde İtalyan Edebiyatı</p>
<p>Rönesans&#8217;ın ilk önemli temsilcilerinden biri Dante (1265-1321)&#8217;dir. Yazı dilini halkın diliyle oluşturmuş olan Dante, İtalyan edebiyatının kurucusu sayılır.Rönesans&#8217;ın ilk temsilcilerinden biri de lirik şiirin en büyük ozanlarından olan Petrarca (1304-1374) dır. Dante gibi o da Laura adlı bir kadına âşık olmuş ve hemen hemen tüm şiirlerinden bu kadının aşkını terennüm etmiştir. Halkın konuşma diliyle Laura&#8217;nın aşkı için yazılmış şiirleri Canzoniere (Türküler) adı altında toplanmıştır.Bunların çoğu sone tarzındadır. Boccacio (1313-1375), küçük hikâye tarzının önde gelen bir yazarı olarak tanınmıştır. Hikâyelerinde dinî konular yerine insanın sorunlarına, insanların türlü durumlarına: tutku, öfke, sevinç, kötülük gibi değişik boyutlarına yer vermiştir. Başlıca eseri Decameron (On Gün) adını taşır. Bu kitabında veba hastalığından kaçıp sığındıkları evde on kişinin anlatmış olduğu yüz hikâye yer alır.Bunlardan başka destan türünde Ariosto (1474-1533) ve Tasso (1544-1595) iki önemli isimdir. Bunlar konularını Ortaçağdan almış olmalarına rağmen işleyiş, şekil ve teknik bakımından klâsik kurallara bağlı kalmış, Yunan ve Lâtin edebiyatlarını örnek almışlardır. Ariosto&#8217;nın Çılgın Orlondo, Tasso&#8217;nun Kutarılmış Kudüs adlı destanları ünlüdür. Ayrıca iktidarın korunması konusunu işlediği Prens adlı eseriyle Macchiavelli(1469-1527) adlı siyaset yazarını da anmak gerekir.</p>
<p>Klâsik Dönemde İtalyan Edebiyatı</p>
<p>XVII. yüzyılda girdiği gerileme döneminin ardından, İtalyan edebiyatında 18. yüz-yılda klâsisizmin etkileri kendini gösterir. Klâsisizme bağlı ürün veren üç önemli sanatçı vardır: Goldoni (1707-1793) komedya, Alfieri (1749-1803) tragedya, Parini (1729-1799) ise yergi türünde yazmışlardır.</p>
<p>Romantik Dönemde İtalyan Edebiyatı</p>
<p>Güldürüde Carlo Goldoni(1707-1793) romanda Alessandro Manzoni(1785-1873),anı türünde Silvio Pellico(1788-1854) ve şiirde Giacoma Leopardi (1798-1837) başlıca romantik sanatçılardandır. Manzoni, şiir ve oyun türlerinde de ürün vermekle birlikte en önemli eseri bir romandır: Nişanlılar. Leopardi ise hüznü, acıyı, doğa sevgisini anlatan karamsar şiirleriyle tanınır.</p>
<p>20. Yüzyıl İtalyan Edebiyatı</p>
<p>Fillippo Marinetti (1876) Avrupa ülkelerinde de etkisi görülen fütürizm akımının kurucusudur.Fütürizm akımına göre, modern zamanların makine ve onun hız sistemine bağlı kalarak çağın ve geleceğin hızlı ve dinamik yaşanması gerekir.Makine çağının hız ve dinamizmi fütürizmin itici gücü olmuştur. Şiirde mısraların düzenlenişi ve müzikal yapısı fabrika işleyişini, sistemini ve makine seslerini çağrıştırmalıdır.</p>
<p>20. yüzyıl İtalyan edebiyatının öncülerinden sayılan Alberto Morario, yapıtlarında genel olarak orta sınıfı işlediğini görürüz. Bu sınıfın içinde bulunduğu ahlâk çöküntüsünü, kişinin bencilliği yüzünden yalnız kalışını anlatır.</p>
<p>Rus Edebiyatı<br />
Klâsik Dönem Rus Edebiyatı</p>
<p>Kantemir (1708-1744) ve Lomonosov (1711-1765) şiir türünde, Krilov (1768-1844)fabl türünde, Fonvizin (1744-1792) de komedya türünde bu akımı Rusya&#8217;da tem-sil etmişlerdir.</p>
<p>Romantik Dönem Rus Edebiyatı</p>
<p>Hemen hemen her edebî türde eser vermiş olan Puşkin (1799-1837), en önemli romantik Rus sanatçısıdır. Puşkin, romantizmi (coşumculuk) Rus halkının yaşamından yerel renkler alarak zenginleştirmiştir. Ayrıca canlandırdığı kişilikleri eleştirel bir tutumla vermesi; insanın bencilliğini, çıkarcılığını, insan ile toplum arasındaki ilişkiyi anlatması nedeniyle gerçekçiliğin hazırlayıcısı sayılmıştır. En ünlü eserleri Bahçesaray Çeşmesi, Çingeneler, Yüzbaşının Kızı, Maça Kızı&#8217;dır.</p>
<p>Gerçekçi Dönem Rus Edebiyatı</p>
<p>Realizm akımı Fransız edebiyatından sonra en önemli sanatçılarını Rus edebiyatından yetiştirmiştir. Nikoloi Gogol (1809-1852) özellikle yergi üslûbuyla toplumunun kokuşmuş, bozulmuş yöntemlerini eleştirmiştir. Müfettiş adlı oyunu ve Ölü Canlar adlı romanı ünlüdür.</p>
<p>Fiodor Mihayloviç Dostoyevski (1822-1881) ise toplumdan çok, birey olarak insanın ruh dünyasını hem tabiî hem de sosyal çevresi içinde en ince ayrıntılarına kadar sergiler. Psikolojik tahlilleri oldukça başarılıdır. Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler,Ölü Bir Evden Anılar en ünlü romanlarıdır.</p>
<p>Bir başka önemli realist yazar Lev Nikoleyeviç Tolstoy(1828-1910), özellikle köylülerin dünyasını yazmıştır. Başlıca romanları: Harp ve Sulh, Anna Karenina, Hacı Murat.</p>
<p>Anton Çehov (1860-1904) daha çok hikâye ve tiyatro türlerinden ürün vermiştir.Hikâye türünde &#8220;Çehov tarzı hikâye&#8221; denilen bir çığır açmıştır.Bu tarz hikâyede giriş, gelişme, sonuç gibi kronolojik bir düzenlemeye itibar edil-mez; bir anı, bir durumu, ortamı, hayatın bir kesitini, olayların en çarpıcı yanını etkili bir şekilde vermeyi amaçlar. Üslûpta şiirsellik ve deneme türünü andıran bir anlatı-mı vardır. &#8220;Olay&#8221; yerine &#8220;durum&#8221; öğesine ağırlık verilir. Hikâyelerinden seçmeler 4cilt hâlinde MEB&#8217;da yayımlanmıştı. En önemli oyunları ise Vişne Bahçesi, Vanya Dayıve Martı&#8217;dır.Diğer önemli Rus realist yazarlar arasında İvan Turgenyev (1818-1883) ve Maksim Gorki (1868-1936) sayılabilir.</p>
<p>20. Yüzyıl Rus Edebiyatı</p>
<p>Fütürüzmin Rus edebiyatındaki önemli temsilcisi Mayakovski (1893-1930) olmuştur. Şiirde Pasternak (1890-1960); hikâye ve romanda ise Zoşçenko (1895-1958),Şolohov (1905) ve Soljenitsin (1918) önde gelen sanatçılar arasında yer alırlar.<br />
Özet</p>
<p>Batı uygarlığını oluşturdukları için, Batılı ulusların düşünüş ve duyuş tarzları temelde ortak özelliklere dayanmaktadır. Bu yüzden Batı edebiyatı adıyla genel bir kavram ortaya çıkmıştır. Batı edebiyatı, Batılı ulusların nazım ve düzyazı türlerinde yarattıkları edebî ürünlerden oluşur.Batı edebiyatının başlangıcı Klâsik Batı edebiyatını oluşturan Yunan ve Lâtin edebi-yatlarına dayanır. Rönesans&#8217;a birlikte, ulusların edebiyatı Alman edebiyatı, Fransız edebiyatı, İspanyol edebiyatı, İngiliz edebiyatı, İtalyan edebiyatı gibi adlarla kendi başlarına gelişimlerini sürdürürler.Amerikan ve Avusturya edebiyatlarında ise ilk büyük sanatçılar 19. yüzyılda yetişmeye başlamıştır.Batı edebiyatını oluşturan ulusların edebiyatları Rönesans, klâsik, romantik, gerçekçi ve 20.yüzyıl olmak üzere birbirini izleyen dönemler içinde ele alınabilir.<br />
Kaynak: turkceciler.com</p>
<script type="text/javascript" src="http://cdn.socialtwist.com/2009022110770/script.js"></script><a  class="st-taf" href="http://tellafriend.socialtwist.com:80" onclick="return false;" style="border:0;padding:0;margin:0;"><img alt="button Dünya Edebiyatında Roman" style="border:0;padding:0;margin:0;" src="http://images.socialtwist.com/2009022110770/button.png"onmouseout="hideHoverMap(this)" onmouseover="showHoverMap(this, '2009022110770', 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Fdunya-edebiyatinda-roman%2F', 'D%C3%BCnya+Edebiyat%C4%B1nda+Roman')" onclick="cw(this, {id:'2009022110770', link: 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Fdunya-edebiyatinda-roman%2F', title: 'D%C3%BCnya+Edebiyat%C4%B1nda+Roman' });" title="Dünya Edebiyatında Roman" /></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/dunya-edebiyatinda-roman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ömer Seyfettin Beyaz Lale Konusu</title>
		<link>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/omer-seyfettin-beyaz-lale-konusu/</link>
		<comments>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/omer-seyfettin-beyaz-lale-konusu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 May 2011 04:34:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zuhre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Edebi]]></category>
		<category><![CDATA[Eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[kişiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşamı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevindiryap.com/?p=68455</guid>
		<description><![CDATA[Ömer Seyfettin Beyaz Lale Konusu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ömer Seyfettin Beyaz Lale Konusu<br />
Hayatı,Yaşamı,Eserleri,Kişiliği,Edebi,Hakkında,Bilgi,Kimdir,</p>
<p>28 Şubat 1884&#8242;te Gönen&#8217;de doğdu. 6 Mart 1920&#8242;de İstanbul&#8217;da yaşamını yitirdi. Çağdaş Türk öykücülüğünün ile &#8220;Milli Edebiyat Akımı&#8221;nın kurucularından. Kafkas göçmenlerinden Yüzbaşı Ömer Şevki Bey&#8217;in oğlu. Öğrenimine Gönen&#8217;de başladı. Babasının görevi nedeniyle sürekli yer değiştirmemeleri için annesiyle bilikte İstanbul&#8217;a gönderildi. 1892&#8242;de Aksaray&#8217;daki Mekteb-i Osmaniye&#8217;ye yazdırıldı. 1896&#8242;da Eyüp&#8217;teki Baytar Rüşdiyesi&#8217;ni bitirdi. Edirne Askeri İdadisi&#8217;nden sonra 1903&#8242;te İstanbul&#8217;da Mekteb-i Harbiye&#8217;den mezun oldu. Mülazim (teğmen) rütbesiyle orduya katıldı. İzmir Zabitan ve Efrat Mektebi&#8217;nde bir süre öğretmenlik yaptı. 1908&#8242;de merkezi Selanik&#8217;te olan 3&#8242;üncü Ordu&#8217;da görevlendirildi. 1911&#8242;da ordudan ayrıldı. Ama Balkan Savaşı çıkınca tekrar askere alındı. Sırp ve Yunan cephelerinde savaştı. Yanya Kalesi&#8217;nin savunması sırasında Yunanlılara esir düştü&#8230;<br />
Yazının devamında sanatçının bazı ÖYKÜ lerinin özetleri,edebi yönü ve eser adlarına ve BEYAZ LALE nin özetine ulaşabilirsiniz..</p>
<p><span id="more-68455"></span></p>
<p>Bir yıl süren tutsaklıktan sonra İstanbul&#8217;a döndü. Kısa bir süre &#8220;Türk Sözü&#8221; dergisinin başyazarlığını yaptı. 1914&#8242;te Kabataş Lisesi&#8217;ne edebiyat öğretmeni olarak atandı. Ölümüne dek bu görevi sürdürdü. Yazmaya Edirne&#8217;deki öğrenciliği sırasında başladı. İlk şiiri &#8220;Hiss-i Müncemid&#8221; &#8220;Ömer&#8221; imzasıyla 1900&#8242;de &#8220;Mecmua-i Edebiye&#8221;de yayınlandı. İlk öyküsü &#8220;İhtiyarın Tenezzühü&#8221; 1902&#8242;de Sabah gazetesinde yer aldı. İzmir ve Makedonya&#8217;da görevliyken yazdığı şiir, öykü ve makaleler çeşitli dergilerde çıktı. Askerliğe ara verdiği dönemde ise yazıları &#8220;Rumeli&#8221; gazetesi ve çeşitli dergilerde yayınlandı.</p>
<p>Selanik&#8217;te yayınlanan &#8220;Genç Kalemler&#8221; dergisindeki yazılarıyla ünlendi. Derginin ikinci dizisinin ilk sayısında Nisan 1911&#8242;de yayınlanan &#8220;Yeni Lisan&#8221; başlıklı yazısı &#8220;Milli Edebiyat&#8221; akımının başlangıç bildirgesidir. Yazılarında, yalın, halkın konuştuğu ve anladığı bir dil kullanmak gerektiğini savundu. Türkçe&#8217;nin kendi kurallarına uygun yazılmasını, Arapça ve Farsça sözcüklerden arındırılmasını istedi. Milli Edebiyat akımının öncülüğünü Ziya Gökalp ve Ali Canip Yöntem&#8217;le birlikte sürdürdü. 1&#8242;inci Dünya Savaşı yıllarında &#8220;Yeni Mecmua&#8221;da yayınlanan öyküleriyle ününü iyice yaygınlaştırdı. Öykülerini kişisel deneyimlerine, tarihsel olaylara ve halk geleneklerine dayandırdı. Günlük konuşma dilini kullanması, öykülerine canlı ve etkileyici bir özellik verdi. Çok değişik konular işledi. Bunları anlatırken yergiye, polemiğe, komik durumlara ve toplumsal yorumlara da yer verdi.</p>
<p>Ölümünden sonra 1926&#8242;da öykülerini önce Ali Canip Yöntem derledi. Ardından Ahmet Halit Kitabevi 1936&#8242;da bir derleme yaptı. 1950&#8242;den sonra Şerif Hulusi, öykülerini yeniden gözden geçirip 10 cilt halinde yayınladı. Rafet Zaimler Yayınevi 1962&#8242;de 30 öykü daha ekleyerek 11 ciltlik bir külliyat halinde yayınladı. Son olarak Bilgi Yayınevi, &#8220;Bütün Eserleri&#8221; adıyla tüm öykülerini 16 kitapta topladı. Kahramanlar, Bomba, Yüksek Ökçeler, Yüzakı, Yalnız Efe, Falaka, Aşk Dalgası, Beyaz Lale, Gizli Mabet bu dizideki öykü kitaplarından bir bölümü.</p>
<p>İnceleme kitaplarında &#8220;Tarhan&#8221;, &#8220;Ayın Sin&#8221; rumuzlarını kullandı.</p>
<p>ESERLERİ</p>
<p>ŞİİR:<br />
Ömer Seyfettin&#8217;in Şiirleri (1972, Fevziye Abdullah Tansel derlemesi)</p>
<p>ROMAN:<br />
Ashâb-ı Kehfimiz (1918)<br />
Efruz Bey (1919)<br />
Yalnız Efe (1919, 1988)</p>
<p>ÖYKÜ:<br />
Harem (1918)<br />
Yüksek Ökçeler (1922, 1988)<br />
Gizli Mabed (1923, 1988)<br />
Beyaz Lale (1938)<br />
Asilzâdeler (1938)<br />
İlk Düşen Ak (1938, 1980)<br />
Mahçupluk İmtihanı (1938, 1982 bir oyun da içerir)<br />
Dalga (1943, 1952)<br />
Nokta (1956)<br />
Tarih Ezelî Bir Tekerrürdür (1958)</p>
<p>İNCELEME:<br />
Milli Tecrübelerden Çıkarılmış Ameli Siyaset (1912)<br />
Yarınki Turan Devleti (1914)<br />
Türklük Mefkuresi (1914)<br />
Türklük Ülküsü (ilk 3 kitap birarada ölümünden sonra, 1975)<br />
Kaynak: turkceciler.com</p>
<p>Ömer Seyfettinin Seçme Eserlerinin Özetleri</p>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-ashabi-kehfimiz.html">Ashab-ı Kehfimiz</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-ask-ve-ayak-parmaklari.html">Aşk ve Ayak Parmakları</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-baharin-tesiri.html">Baharın Tesiri</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-beyaz-lale.html">Beyaz Lale</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-birdenbire.html">Birdenbire</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-boykotaj-dusmani.html">Boykotaj Düşmanı</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-cirkinligin-esrari.html">Çirkinliğin Esrarı</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-dunyanin-nizami.html">Dünyanın Nizamı</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-efruz-bey.html">Efruz Bey</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-gizli-mabed.html">Gizli Mabed</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-harem.html">Harem</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-kizilirmaka.html">Kızılırmak&#8217;a</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-nezle.html">Nezle</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-tavuklar.html">Tavuklar</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-terakki.html">Terakki</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-tugra.html">Tuğra</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-tuhaf-bir-zulum.html">Tuhaf Bir Zulüm</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-turkce-recete.html">Türkçe Reçete</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-yalniz-efe.html">Yalnız Efe</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-yuksek-okceler.html">Yüksek Ökçeler</a></h2>
<p>Kaynak:edebialem.com</p>
<script type="text/javascript" src="http://cdn.socialtwist.com/2009022110770/script.js"></script><a  class="st-taf" href="http://tellafriend.socialtwist.com:80" onclick="return false;" style="border:0;padding:0;margin:0;"><img alt="button Ömer Seyfettin Beyaz Lale Konusu" style="border:0;padding:0;margin:0;" src="http://images.socialtwist.com/2009022110770/button.png"onmouseout="hideHoverMap(this)" onmouseover="showHoverMap(this, '2009022110770', 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Fomer-seyfettin-beyaz-lale-konusu%2F', '%C3%96mer+Seyfettin+Beyaz+Lale+Konusu')" onclick="cw(this, {id:'2009022110770', link: 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Fomer-seyfettin-beyaz-lale-konusu%2F', title: '%C3%96mer+Seyfettin+Beyaz+Lale+Konusu' });" title="Ömer Seyfettin Beyaz Lale Konusu" /></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/omer-seyfettin-beyaz-lale-konusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ömer Seyfettin Üslubu</title>
		<link>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/omer-seyfettin-uslubu/</link>
		<comments>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/omer-seyfettin-uslubu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 May 2011 08:35:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zuhre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Edebi]]></category>
		<category><![CDATA[Eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[kişiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[Seyfettin]]></category>
		<category><![CDATA[Uslubu]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşamı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevindiryap.com/?p=68434</guid>
		<description><![CDATA[Ömer Seyfettin Üslubu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ömer Seyfettin Üslubu<br />
Hayatı,Yaşamı,Eserleri,Kişiliği,Edebi,Hakkında,Bilgi,Kimdir,</p>
<p>28 Şubat 1884&#8242;te Gönen&#8217;de doğdu. 6 Mart 1920&#8242;de İstanbul&#8217;da yaşamını yitirdi. Çağdaş Türk öykücülüğünün ile &#8220;Milli Edebiyat Akımı&#8221;nın kurucularından. Kafkas göçmenlerinden Yüzbaşı Ömer Şevki Bey&#8217;in oğlu. Öğrenimine Gönen&#8217;de başladı. Babasının görevi nedeniyle sürekli yer değiştirmemeleri için annesiyle bilikte İstanbul&#8217;a gönderildi. 1892&#8242;de Aksaray&#8217;daki Mekteb-i Osmaniye&#8217;ye yazdırıldı. 1896&#8242;da Eyüp&#8217;teki Baytar Rüşdiyesi&#8217;ni bitirdi. Edirne Askeri İdadisi&#8217;nden sonra 1903&#8242;te İstanbul&#8217;da Mekteb-i Harbiye&#8217;den mezun oldu. Mülazim (teğmen) rütbesiyle orduya katıldı. İzmir Zabitan ve Efrat Mektebi&#8217;nde bir süre öğretmenlik yaptı. 1908&#8242;de merkezi Selanik&#8217;te olan 3&#8242;üncü Ordu&#8217;da görevlendirildi. 1911&#8242;da ordudan ayrıldı. Ama Balkan Savaşı çıkınca tekrar askere alındı. Sırp ve Yunan cephelerinde savaştı. Yanya Kalesi&#8217;nin savunması sırasında Yunanlılara esir düştü&#8230;<br />
Yazının devamında sanatçının bazı ÖYKÜ lerinin özetleri,edebi yönü ve eser adlarına ulaşabilirsiniz..</p>
<p><span id="more-68434"></span></p>
<p>Bir yıl süren tutsaklıktan sonra İstanbul&#8217;a döndü. Kısa bir süre &#8220;Türk Sözü&#8221; dergisinin başyazarlığını yaptı. 1914&#8242;te Kabataş Lisesi&#8217;ne edebiyat öğretmeni olarak atandı. Ölümüne dek bu görevi sürdürdü. Yazmaya Edirne&#8217;deki öğrenciliği sırasında başladı. İlk şiiri &#8220;Hiss-i Müncemid&#8221; &#8220;Ömer&#8221; imzasıyla 1900&#8242;de &#8220;Mecmua-i Edebiye&#8221;de yayınlandı. İlk öyküsü &#8220;İhtiyarın Tenezzühü&#8221; 1902&#8242;de Sabah gazetesinde yer aldı. İzmir ve Makedonya&#8217;da görevliyken yazdığı şiir, öykü ve makaleler çeşitli dergilerde çıktı. Askerliğe ara verdiği dönemde ise yazıları &#8220;Rumeli&#8221; gazetesi ve çeşitli dergilerde yayınlandı.</p>
<p>Selanik&#8217;te yayınlanan &#8220;Genç Kalemler&#8221; dergisindeki yazılarıyla ünlendi. Derginin ikinci dizisinin ilk sayısında Nisan 1911&#8242;de yayınlanan &#8220;Yeni Lisan&#8221; başlıklı yazısı &#8220;Milli Edebiyat&#8221; akımının başlangıç bildirgesidir. Yazılarında, yalın, halkın konuştuğu ve anladığı bir dil kullanmak gerektiğini savundu. Türkçe&#8217;nin kendi kurallarına uygun yazılmasını, Arapça ve Farsça sözcüklerden arındırılmasını istedi. Milli Edebiyat akımının öncülüğünü Ziya Gökalp ve Ali Canip Yöntem&#8217;le birlikte sürdürdü. 1&#8242;inci Dünya Savaşı yıllarında &#8220;Yeni Mecmua&#8221;da yayınlanan öyküleriyle ününü iyice yaygınlaştırdı. Öykülerini kişisel deneyimlerine, tarihsel olaylara ve halk geleneklerine dayandırdı. Günlük konuşma dilini kullanması, öykülerine canlı ve etkileyici bir özellik verdi. Çok değişik konular işledi. Bunları anlatırken yergiye, polemiğe, komik durumlara ve toplumsal yorumlara da yer verdi.</p>
<p>Ölümünden sonra 1926&#8242;da öykülerini önce Ali Canip Yöntem derledi. Ardından Ahmet Halit Kitabevi 1936&#8242;da bir derleme yaptı. 1950&#8242;den sonra Şerif Hulusi, öykülerini yeniden gözden geçirip 10 cilt halinde yayınladı. Rafet Zaimler Yayınevi 1962&#8242;de 30 öykü daha ekleyerek 11 ciltlik bir külliyat halinde yayınladı. Son olarak Bilgi Yayınevi, &#8220;Bütün Eserleri&#8221; adıyla tüm öykülerini 16 kitapta topladı. Kahramanlar, Bomba, Yüksek Ökçeler, Yüzakı, Yalnız Efe, Falaka, Aşk Dalgası, Beyaz Lale, Gizli Mabet bu dizideki öykü kitaplarından bir bölümü.</p>
<p>İnceleme kitaplarında &#8220;Tarhan&#8221;, &#8220;Ayın Sin&#8221; rumuzlarını kullandı.</p>
<p>ESERLERİ</p>
<p>ŞİİR:<br />
Ömer Seyfettin&#8217;in Şiirleri (1972, Fevziye Abdullah Tansel derlemesi)</p>
<p>ROMAN:<br />
Ashâb-ı Kehfimiz (1918)<br />
Efruz Bey (1919)<br />
Yalnız Efe (1919, 1988)</p>
<p>ÖYKÜ:<br />
Harem (1918)<br />
Yüksek Ökçeler (1922, 1988)<br />
Gizli Mabed (1923, 1988)<br />
Beyaz Lale (1938)<br />
Asilzâdeler (1938)<br />
İlk Düşen Ak (1938, 1980)<br />
Mahçupluk İmtihanı (1938, 1982 bir oyun da içerir)<br />
Dalga (1943, 1952)<br />
Nokta (1956)<br />
Tarih Ezelî Bir Tekerrürdür (1958)</p>
<p>İNCELEME:<br />
Milli Tecrübelerden Çıkarılmış Ameli Siyaset (1912)<br />
Yarınki Turan Devleti (1914)<br />
Türklük Mefkuresi (1914)<br />
Türklük Ülküsü (ilk 3 kitap birarada ölümünden sonra, 1975)<br />
Kaynak: turkceciler.com</p>
<p>Ömer Seyfettinin Seçme Eserlerinin Özetleri</p>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-ashabi-kehfimiz.html">Ashab-ı Kehfimiz</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-ask-ve-ayak-parmaklari.html">Aşk ve Ayak Parmakları</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-baharin-tesiri.html">Baharın Tesiri</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-beyaz-lale.html">Beyaz Lale</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-birdenbire.html">Birdenbire</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-boykotaj-dusmani.html">Boykotaj Düşmanı</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-cirkinligin-esrari.html">Çirkinliğin Esrarı</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-dunyanin-nizami.html">Dünyanın Nizamı</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-efruz-bey.html">Efruz Bey</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-gizli-mabed.html">Gizli Mabed</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-harem.html">Harem</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-kizilirmaka.html">Kızılırmak&#8217;a</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-nezle.html">Nezle</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-tavuklar.html">Tavuklar</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-terakki.html">Terakki</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-tugra.html">Tuğra</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-tuhaf-bir-zulum.html">Tuhaf Bir Zulüm</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-turkce-recete.html">Türkçe Reçete</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-yalniz-efe.html">Yalnız Efe</a></h2>
<h2><a  href="http://www.edebialem.com/omer-seyfettin-yuksek-okceler.html">Yüksek Ökçeler</a></h2>
<p>Kaynak:edebialem.com</p>
<script type="text/javascript" src="http://cdn.socialtwist.com/2009022110770/script.js"></script><a  class="st-taf" href="http://tellafriend.socialtwist.com:80" onclick="return false;" style="border:0;padding:0;margin:0;"><img alt="button Ömer Seyfettin Üslubu" style="border:0;padding:0;margin:0;" src="http://images.socialtwist.com/2009022110770/button.png"onmouseout="hideHoverMap(this)" onmouseover="showHoverMap(this, '2009022110770', 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Fomer-seyfettin-uslubu%2F', '%C3%96mer+Seyfettin+%C3%9Cslubu')" onclick="cw(this, {id:'2009022110770', link: 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Fomer-seyfettin-uslubu%2F', title: '%C3%96mer+Seyfettin+%C3%9Cslubu' });" title="Ömer Seyfettin Üslubu" /></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/omer-seyfettin-uslubu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüseyin Rahmi Gürpınar Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç</title>
		<link>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/huseyin-rahmi-gurpinar-kuyruklu-yildiz-altinda-bir-izdivac/</link>
		<comments>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/huseyin-rahmi-gurpinar-kuyruklu-yildiz-altinda-bir-izdivac/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 May 2011 19:08:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zuhre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler]]></category>
		<category><![CDATA[Altında]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[Edebi]]></category>
		<category><![CDATA[Eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gürpınar]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[İzdivaç]]></category>
		<category><![CDATA[kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[kişiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kuyruklu]]></category>
		<category><![CDATA[RAHMİ]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevindiryap.com/?p=68219</guid>
		<description><![CDATA[Hüseyin Rahmi Gürpınar Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hüseyin Rahmi Gürpınar Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç</p>
<p>19 Ağustos 1864&#8242;te İstanbul&#8217;da doğdu. 8 Mart 1944&#8242;te Heybeliada&#8217;da yaşamını yitirdi. Heybeliada&#8217;daki Abbas Paşa Mezarlığı&#8217;na defnedildi. Roman ve öykü yazarı. Eserlerinde 19 ve 20&#8242;nci Yüzyıl başındaki İstanbul yaşamını gerçekçi bir biçimde yansıttı. Hünkar yaveri Mehmet Sait Paşa&#8217;nın oğlu. 3 yaşında iken annesinin ölümü üzerine Girit&#8217;te bulunan babasının yanına gönderildi&#8230;<br />
Yazının devamında Sanatçının edebi yönü,eserleri,bazı eserleri hakkında kısa bilgiye ulaşabilirsiniz..</p>
<p><span id="more-68219"></span><br />
İlkokula burada başladı. Babası tekrar evlenince 6 yaşında İstanbul&#8217;a anneannesinin Aksaray&#8217;daki Konağı&#8217;na döndü. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve İdadide öğrenim gördü. 1878&#8242;de Mekteb-i Mülkiye&#8217;ye girdi. 1880&#8242;de hastalık nedeniyle ikinci sınıfta iken okulu bıraktı. Kısa bir süre Adliye Nezareti Ceza Kalemi&#8217;nde memur, Ticaret Mahkemesi&#8217;nde Azâ Mülazımı olarak çalıştı. 1887&#8242;de Ahmed Mithad Efendi&#8217;nin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başladı. Batı uygarlığının yaşantısını taklit ederken gülünç duruma düşen insanları anlattığı ilk romanı &#8220;Şık&#8221; aynı yıl bu gazetede tefrika şeklinde yayınlandı. Paul Bourget, Paul de Kock, Alfred de Musset gibi Fransız yazarlardan çeviriler yaptı. 1894&#8242;te İkdam gazetesine geçti. Kendisine büyük ün sağlayan ilk eseri &#8220;Mürebbiye&#8221; ile &#8220;Metres&#8221;, &#8220;Tesadüf&#8221; ve &#8220;Nimetşinas&#8221; bu gazetede tefrik edildi. Sansürün &#8220;Alafranga&#8221; (1911&#8242;de &#8220;Şıpsevdi&#8221; adıyla basıldı) romanını yasaklaması üzerine yazarlığı bıraktı. 1908&#8242;e kadar suskun kaldı.</p>
<p>İkinci Meşrutiyet döneminde Ahmet Rasim ile birlikte 37 sayı süren &#8220;Boşboğaz ile Güllâbi&#8221; adlı mizah dergisini çıkardı. Sabah ve Vakit gazetelerinde çalıştı. 1912&#8242;de Heybeliada&#8217;ya taşındı. Kütahya milletvekili olduğu 1936-1943 dışında tüm yaşamını Heybeliada&#8217;da geçirdi. 1924&#8242;te Son Posta gazetesinde tefrik edilen &#8220;Ben Deli miyim&#8221; romanı ahlaka aykırı bulunarak yargılandı, beraat etti. Anneannesinin yalısında dadılar arasında geçirdiği çocukluk ve gençlik yılları, İstanbul yaşamı ve insanlarını tüm detaylarıyla öğrenmesini sağladı. Ev kadınlarının çeşitli konulardaki düşüncelerini öğrendi. Batılı yazarların yanısıra Türk halk edebiyatından da yararlandı. Romanı ahlakın aynası olarak gördü. Geniş bir okur kitlesine ulaşabilmek için yalın bir dil kullandı. Çok okunan bir yazar olmasını da bu yalınlığına bağladı. Eserlerinde toplumsal ve ekonomik eşitsizlikleri, kadın-erkek ilişkilerini, din sorunlarını konu aldı. Zeki ve kurnazların, saf ve cahilleri kandırarak işlerini yürüttükleri çarpık bir düzenden kurtulmak için akılcı düşüncenin gelişmesi gerektiğini savundu. Dar sokakları, ahşap evleri, konakları, yalıları ve çarşılarıyla hep İstanbul&#8217;u işledi. Romanlarında döneminin İstanbul&#8217;un her kesiminden, sınıfıntan insana yer verdi. Külhanbeyler, züppeler, fahişeler, hanımefendiler, mahalle kadınları, paşalar, memurlar, beslemeler, imamlar, esnaf. Çevre betimlemeleri üzerinde durmaktansa karakterlerini güçlendirmeyi tercih etti. Bu karakterleri yerel şivelerle konuşturmakta ustalaştı. Emile Zola&#8217;nın deneysel roman yöntemini benimsedi ve uyguladı. Ömrünün son otuz yılını Heybeliada&#8217;daki köşkünde yazarak geçirdi. En çok ürün veren, en çok okunan ve sevilen yazarlardan biri oldu.</p>
<p>ESERLERİ</p>
<p>ROMAN:<br />
Şık (1889)<br />
İffet (1896)<br />
Mutallâka (1898<br />
Mürebbiye (1899)<br />
Bir Muadele-i Sevda (1899)<br />
Metres (1900)<br />
Tesadüf (1900)<br />
Şıpsevdi (1911)<br />
Nimetşinas (1911)<br />
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç (1912)<br />
Gulyabani (1913)<br />
Cadı (1912)<br />
Sevda Peşinde (1912)<br />
Hayattan Sayfalar (1919)<br />
Hakka Sığındık (1919)<br />
Toraman (1919)<br />
Son Arzu (1922)<br />
Tebessüm-i Elem (1923)<br />
Cehennemlik (1924)<br />
Efsuncu Baba (1924)<br />
Meyhanede Hanımlar (1924)<br />
Ben Deli miyim (1925)<br />
Tutuşmuş Gönüller (1926)<br />
Billur Kalp (1926)<br />
Evlere Şenlik, Kaynanam Nasıl Kudurdu (1927)<br />
Mezarından Kalkan Şehit (1928)<br />
Kokotlar Mektebi (1928)<br />
Şeytan İşi (1933)<br />
Utanmaz Adam (1934)<br />
Eşkıya İninde (1935)<br />
Kesik Baş (1942)<br />
Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür (1943)<br />
Ölüm Bir Kurtuluş mudur (1954)<br />
Dirilen İskelet (1946)<br />
Dünyanın Mihveri Para mı Kadın mı (1949)<br />
Deli Filozof (1964)<br />
Kaderin Cilvesi (1964)<br />
İnsanlar Maymun muydu (1968)<br />
Can Pazarı (1968)<br />
Ölüler Yaşıyor mu (1973)<br />
Namuslu Kokotlar (1973)</p>
<p>ÖYKÜ:<br />
Kadınlar Vaizi (1920)<br />
Namusla Açlık Meselesi (1933)<br />
Katil Bûse (1933)<br />
İki Hödüğün Seyahati (1934)<br />
Tünelden İlk Çıkış (1934)<br />
Gönül Ticareti (1939)<br />
Melek Sanmıştım Şeytanı (1943)<br />
Eti Senin Kemiği Benim (1963)</p>
<p>OYUN:<br />
Hazan Bülbülü (1916)<br />
Kadın Erkekleşince (1933)<br />
Tokuşan Kafalar (1973)<br />
İki Damla Yaş (1973)<br />
Gülbahar Hanım</p>
<p>TARTIŞMA:<br />
Cadı Çarpıyor (1913)<br />
Şekavet-i Edebiye Tartışmaları (1913)<br />
Sanat ve Edebiyat (Ölümünden sonra H. A. Önelçin derledi, 1972)</p>
<p>KUYRUKLU YILDIZ ALTINDA BİR İZDİVAÇ</p>
<p>Hüseyin Rahmi Gürpınar&#8217;ın romanı (1912). 1910 Mayısında Haley kuyrukluyıldızının dünyaya çarparak hayatı altüst edeceği haberi, İstanbul&#8217;da panik yaratmıştır. Bir kenar mahalle kadınlar arasında bu konuyu tartışma ile başlayan romanda, Aksaray&#8217;da oturan, oldukça zengin ve ruhça Batı&#8217;lı bir delikanlı İrfan Galip, verdiği uyarma-açıklama konferansı üzerine &#8220;kadın doğduğuna üzgün bir zavallı&#8221;dan bir mektup alır. Mektubun bilinmeyen yazarı, kadınların kızların dar ve kapalı hayatlarından şikâyetçidir. İrfan Galip, kıza hayalen âşık olur, mektuplaşma devam eder. Sonunda gıyabî sevgilinin Feriha Davut adında ve İrfan Galip&#8217;in aradığı niteliklerde, okumuş, kibar bir kız olduğu ortaya çıkar. İki genç, Haley yıldızının görünüp geçtiği gece evlenirler.</p>
<p>GULYABANİ</p>
<p>Hüseyin Rahmi Gürpınar&#8217;ın romanı (1912). Şefika Hanım, parasına göz diken hayırsız yeğeni tarafından Üsküdar&#8217;da Bulgurlu dolaylarında bir konakta cinlere, perilere tehdit ettirilmektedir. Evde, korkutulan üç kadın daha vardır. Çeşmifelek Kalfa, zenci Ruşen Dadı ve sonradan hizmetçi gelmiş Muhsine. Olaylar Muhsine&#8217;nin ağzından anlatılır. Düğüm, Muhsine&#8217;yi seven Hasan adında genç bir köylü tarafından çözülür. Gulyabani kılığına girerek kadınları dehşete düşüren kişinin konağın kâhyası Bekir, cin kılığındaki adamın da Şefika Hanım&#8217;ın yeğeni Şevki olduğu anlaşılır. Sonunda Muhsine ile Hasan evlenirler.</p>
<p>ŞIPSEVDİ</p>
<p>Meftun kalabalık bir ailenin oğludur. Parasızlık yüzünden zengin Kasım Efendi&#8217;ye damat olmak ister. Entrikalar sonunda Kasım&#8217;ın kızı Edibe&#8217;yi alır. Meftunun kız kardeşi Lebide ise Kasım Efendi&#8217;nin oğlu Mahir ile evlendirilir. Kasım Efendinin servetini ele geçirmek isteyen Meftun , Mahiri kullanır. İş öğrenilince Mahir evlatlıktan reddedilir. Meftun Parise kaçar , Edibe ise babası Kasım Efendi&#8217;nin yanında kalır. Edibe eve erkek almaya başlayınca Kasım Efendi felç geçirir. Meftun ise servetin peşinde olduğu için eski karısıyla yeniden evlenme planları yapmaya başlamıştır.</p>
<p>Kaynak:edebiyatforum.com;turkceciler.com</p>
<script type="text/javascript" src="http://cdn.socialtwist.com/2009022110770/script.js"></script><a  class="st-taf" href="http://tellafriend.socialtwist.com:80" onclick="return false;" style="border:0;padding:0;margin:0;"><img alt="button Hüseyin Rahmi Gürpınar Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç" style="border:0;padding:0;margin:0;" src="http://images.socialtwist.com/2009022110770/button.png"onmouseout="hideHoverMap(this)" onmouseover="showHoverMap(this, '2009022110770', 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Fhuseyin-rahmi-gurpinar-kuyruklu-yildiz-altinda-bir-izdivac%2F', 'H%C3%BCseyin+Rahmi+G%C3%BCrp%C4%B1nar+Kuyruklu+Y%C4%B1ld%C4%B1z+Alt%C4%B1nda+Bir+%C4%B0zdiva%C3%A7')" onclick="cw(this, {id:'2009022110770', link: 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Fhuseyin-rahmi-gurpinar-kuyruklu-yildiz-altinda-bir-izdivac%2F', title: 'H%C3%BCseyin+Rahmi+G%C3%BCrp%C4%B1nar+Kuyruklu+Y%C4%B1ld%C4%B1z+Alt%C4%B1nda+Bir+%C4%B0zdiva%C3%A7' });" title="Hüseyin Rahmi Gürpınar Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç" /></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/huseyin-rahmi-gurpinar-kuyruklu-yildiz-altinda-bir-izdivac/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüseyin Rahmi Gürpınar Hayatı</title>
		<link>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/huseyin-rahmi-gurpinar-hayati/</link>
		<comments>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/huseyin-rahmi-gurpinar-hayati/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 May 2011 19:06:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zuhre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Edebi]]></category>
		<category><![CDATA[Eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gürpınar]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[kişiliği]]></category>
		<category><![CDATA[RAHMİ]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşamı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevindiryap.com/?p=68214</guid>
		<description><![CDATA[Hüseyin Rahmi Gürpınar Hayatı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hüseyin Rahmi Gürpınar Hayatı</p>
<p>19 Ağustos 1864&#8242;te İstanbul&#8217;da doğdu. 8 Mart 1944&#8242;te Heybeliada&#8217;da yaşamını yitirdi. Heybeliada&#8217;daki Abbas Paşa Mezarlığı&#8217;na defnedildi. Roman ve öykü yazarı. Eserlerinde 19 ve 20&#8242;nci Yüzyıl başındaki İstanbul yaşamını gerçekçi bir biçimde yansıttı. Hünkar yaveri Mehmet Sait Paşa&#8217;nın oğlu. 3 yaşında iken annesinin ölümü üzerine Girit&#8217;te bulunan babasının yanına gönderildi&#8230;<br />
Yazının devamında Sanatçının edebi yönü,eserleri,bazı eserleri hakkında kısa bilgiye ulaşabilirsiniz..</p>
<p><span id="more-68214"></span><br />
İlkokula burada başladı. Babası tekrar evlenince 6 yaşında İstanbul&#8217;a anneannesinin Aksaray&#8217;daki Konağı&#8217;na döndü. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve İdadide öğrenim gördü. 1878&#8242;de Mekteb-i Mülkiye&#8217;ye girdi. 1880&#8242;de hastalık nedeniyle ikinci sınıfta iken okulu bıraktı. Kısa bir süre Adliye Nezareti Ceza Kalemi&#8217;nde memur, Ticaret Mahkemesi&#8217;nde Azâ Mülazımı olarak çalıştı. 1887&#8242;de Ahmed Mithad Efendi&#8217;nin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başladı. Batı uygarlığının yaşantısını taklit ederken gülünç duruma düşen insanları anlattığı ilk romanı &#8220;Şık&#8221; aynı yıl bu gazetede tefrika şeklinde yayınlandı. Paul Bourget, Paul de Kock, Alfred de Musset gibi Fransız yazarlardan çeviriler yaptı. 1894&#8242;te İkdam gazetesine geçti. Kendisine büyük ün sağlayan ilk eseri &#8220;Mürebbiye&#8221; ile &#8220;Metres&#8221;, &#8220;Tesadüf&#8221; ve &#8220;Nimetşinas&#8221; bu gazetede tefrik edildi. Sansürün &#8220;Alafranga&#8221; (1911&#8242;de &#8220;Şıpsevdi&#8221; adıyla basıldı) romanını yasaklaması üzerine yazarlığı bıraktı. 1908&#8242;e kadar suskun kaldı.</p>
<p>İkinci Meşrutiyet döneminde Ahmet Rasim ile birlikte 37 sayı süren &#8220;Boşboğaz ile Güllâbi&#8221; adlı mizah dergisini çıkardı. Sabah ve Vakit gazetelerinde çalıştı. 1912&#8242;de Heybeliada&#8217;ya taşındı. Kütahya milletvekili olduğu 1936-1943 dışında tüm yaşamını Heybeliada&#8217;da geçirdi. 1924&#8242;te Son Posta gazetesinde tefrik edilen &#8220;Ben Deli miyim&#8221; romanı ahlaka aykırı bulunarak yargılandı, beraat etti. Anneannesinin yalısında dadılar arasında geçirdiği çocukluk ve gençlik yılları, İstanbul yaşamı ve insanlarını tüm detaylarıyla öğrenmesini sağladı. Ev kadınlarının çeşitli konulardaki düşüncelerini öğrendi. Batılı yazarların yanısıra Türk halk edebiyatından da yararlandı. Romanı ahlakın aynası olarak gördü. Geniş bir okur kitlesine ulaşabilmek için yalın bir dil kullandı. Çok okunan bir yazar olmasını da bu yalınlığına bağladı. Eserlerinde toplumsal ve ekonomik eşitsizlikleri, kadın-erkek ilişkilerini, din sorunlarını konu aldı. Zeki ve kurnazların, saf ve cahilleri kandırarak işlerini yürüttükleri çarpık bir düzenden kurtulmak için akılcı düşüncenin gelişmesi gerektiğini savundu. Dar sokakları, ahşap evleri, konakları, yalıları ve çarşılarıyla hep İstanbul&#8217;u işledi. Romanlarında döneminin İstanbul&#8217;un her kesiminden, sınıfıntan insana yer verdi. Külhanbeyler, züppeler, fahişeler, hanımefendiler, mahalle kadınları, paşalar, memurlar, beslemeler, imamlar, esnaf. Çevre betimlemeleri üzerinde durmaktansa karakterlerini güçlendirmeyi tercih etti. Bu karakterleri yerel şivelerle konuşturmakta ustalaştı. Emile Zola&#8217;nın deneysel roman yöntemini benimsedi ve uyguladı. Ömrünün son otuz yılını Heybeliada&#8217;daki köşkünde yazarak geçirdi. En çok ürün veren, en çok okunan ve sevilen yazarlardan biri oldu.</p>
<p>ESERLERİ</p>
<p>ROMAN:<br />
Şık (1889)<br />
İffet (1896)<br />
Mutallâka (1898<br />
Mürebbiye (1899)<br />
Bir Muadele-i Sevda (1899)<br />
Metres (1900)<br />
Tesadüf (1900)<br />
Şıpsevdi (1911)<br />
Nimetşinas (1911)<br />
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç (1912)<br />
Gulyabani (1913)<br />
Cadı (1912)<br />
Sevda Peşinde (1912)<br />
Hayattan Sayfalar (1919)<br />
Hakka Sığındık (1919)<br />
Toraman (1919)<br />
Son Arzu (1922)<br />
Tebessüm-i Elem (1923)<br />
Cehennemlik (1924)<br />
Efsuncu Baba (1924)<br />
Meyhanede Hanımlar (1924)<br />
Ben Deli miyim (1925)<br />
Tutuşmuş Gönüller (1926)<br />
Billur Kalp (1926)<br />
Evlere Şenlik, Kaynanam Nasıl Kudurdu (1927)<br />
Mezarından Kalkan Şehit (1928)<br />
Kokotlar Mektebi (1928)<br />
Şeytan İşi (1933)<br />
Utanmaz Adam (1934)<br />
Eşkıya İninde (1935)<br />
Kesik Baş (1942)<br />
Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür (1943)<br />
Ölüm Bir Kurtuluş mudur (1954)<br />
Dirilen İskelet (1946)<br />
Dünyanın Mihveri Para mı Kadın mı (1949)<br />
Deli Filozof (1964)<br />
Kaderin Cilvesi (1964)<br />
İnsanlar Maymun muydu (1968)<br />
Can Pazarı (1968)<br />
Ölüler Yaşıyor mu (1973)<br />
Namuslu Kokotlar (1973)</p>
<p>ÖYKÜ:<br />
Kadınlar Vaizi (1920)<br />
Namusla Açlık Meselesi (1933)<br />
Katil Bûse (1933)<br />
İki Hödüğün Seyahati (1934)<br />
Tünelden İlk Çıkış (1934)<br />
Gönül Ticareti (1939)<br />
Melek Sanmıştım Şeytanı (1943)<br />
Eti Senin Kemiği Benim (1963)</p>
<p>OYUN:<br />
Hazan Bülbülü (1916)<br />
Kadın Erkekleşince (1933)<br />
Tokuşan Kafalar (1973)<br />
İki Damla Yaş (1973)<br />
Gülbahar Hanım</p>
<p>TARTIŞMA:<br />
Cadı Çarpıyor (1913)<br />
Şekavet-i Edebiye Tartışmaları (1913)<br />
Sanat ve Edebiyat (Ölümünden sonra H. A. Önelçin derledi, 1972)</p>
<p>KUYRUKLU YILDIZ ALTINDA BİR İZDİVAÇ</p>
<p>Hüseyin Rahmi Gürpınar&#8217;ın romanı (1912). 1910 Mayısında Haley kuyrukluyıldızının dünyaya çarparak hayatı altüst edeceği haberi, İstanbul&#8217;da panik yaratmıştır. Bir kenar mahalle kadınlar arasında bu konuyu tartışma ile başlayan romanda, Aksaray&#8217;da oturan, oldukça zengin ve ruhça Batı&#8217;lı bir delikanlı İrfan Galip, verdiği uyarma-açıklama konferansı üzerine &#8220;kadın doğduğuna üzgün bir zavallı&#8221;dan bir mektup alır. Mektubun bilinmeyen yazarı, kadınların kızların dar ve kapalı hayatlarından şikâyetçidir. İrfan Galip, kıza hayalen âşık olur, mektuplaşma devam eder. Sonunda gıyabî sevgilinin Feriha Davut adında ve İrfan Galip&#8217;in aradığı niteliklerde, okumuş, kibar bir kız olduğu ortaya çıkar. İki genç, Haley yıldızının görünüp geçtiği gece evlenirler.</p>
<p>GULYABANİ</p>
<p>Hüseyin Rahmi Gürpınar&#8217;ın romanı (1912). Şefika Hanım, parasına göz diken hayırsız yeğeni tarafından Üsküdar&#8217;da Bulgurlu dolaylarında bir konakta cinlere, perilere tehdit ettirilmektedir. Evde, korkutulan üç kadın daha vardır. Çeşmifelek Kalfa, zenci Ruşen Dadı ve sonradan hizmetçi gelmiş Muhsine. Olaylar Muhsine&#8217;nin ağzından anlatılır. Düğüm, Muhsine&#8217;yi seven Hasan adında genç bir köylü tarafından çözülür. Gulyabani kılığına girerek kadınları dehşete düşüren kişinin konağın kâhyası Bekir, cin kılığındaki adamın da Şefika Hanım&#8217;ın yeğeni Şevki olduğu anlaşılır. Sonunda Muhsine ile Hasan evlenirler.</p>
<p>ŞIPSEVDİ</p>
<p>Meftun kalabalık bir ailenin oğludur. Parasızlık yüzünden zengin Kasım Efendi&#8217;ye damat olmak ister. Entrikalar sonunda Kasım&#8217;ın kızı Edibe&#8217;yi alır. Meftunun kız kardeşi Lebide ise Kasım Efendi&#8217;nin oğlu Mahir ile evlendirilir. Kasım Efendinin servetini ele geçirmek isteyen Meftun , Mahiri kullanır. İş öğrenilince Mahir evlatlıktan reddedilir. Meftun Parise kaçar , Edibe ise babası Kasım Efendi&#8217;nin yanında kalır. Edibe eve erkek almaya başlayınca Kasım Efendi felç geçirir. Meftun ise servetin peşinde olduğu için eski karısıyla yeniden evlenme planları yapmaya başlamıştır.</p>
<p>Kaynak:edebiyatforum.com;turkceciler.com</p>
<script type="text/javascript" src="http://cdn.socialtwist.com/2009022110770/script.js"></script><a  class="st-taf" href="http://tellafriend.socialtwist.com:80" onclick="return false;" style="border:0;padding:0;margin:0;"><img alt="button Hüseyin Rahmi Gürpınar Hayatı" style="border:0;padding:0;margin:0;" src="http://images.socialtwist.com/2009022110770/button.png"onmouseout="hideHoverMap(this)" onmouseover="showHoverMap(this, '2009022110770', 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Fhuseyin-rahmi-gurpinar-hayati%2F', 'H%C3%BCseyin+Rahmi+G%C3%BCrp%C4%B1nar+Hayat%C4%B1')" onclick="cw(this, {id:'2009022110770', link: 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Fhuseyin-rahmi-gurpinar-hayati%2F', title: 'H%C3%BCseyin+Rahmi+G%C3%BCrp%C4%B1nar+Hayat%C4%B1' });" title="Hüseyin Rahmi Gürpınar Hayatı" /></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/huseyin-rahmi-gurpinar-hayati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüseyin Rahmi Gürpınar Edebi Kişiliği</title>
		<link>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/huseyin-rahmi-gurpinar-edebi-kisiligi/</link>
		<comments>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/huseyin-rahmi-gurpinar-edebi-kisiligi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 May 2011 19:06:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zuhre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Edebi]]></category>
		<category><![CDATA[Eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gürpınar]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[kişiliği]]></category>
		<category><![CDATA[RAHMİ]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşamı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevindiryap.com/?p=68212</guid>
		<description><![CDATA[Hüseyin Rahmi Gürpınar Edebi Kişiliği]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hüseyin Rahmi Gürpınar Edebi Kişiliği</p>
<p>19 Ağustos 1864&#8242;te İstanbul&#8217;da doğdu. 8 Mart 1944&#8242;te Heybeliada&#8217;da yaşamını yitirdi. Heybeliada&#8217;daki Abbas Paşa Mezarlığı&#8217;na defnedildi. Roman ve öykü yazarı. Eserlerinde 19 ve 20&#8242;nci Yüzyıl başındaki İstanbul yaşamını gerçekçi bir biçimde yansıttı. Hünkar yaveri Mehmet Sait Paşa&#8217;nın oğlu. 3 yaşında iken annesinin ölümü üzerine Girit&#8217;te bulunan babasının yanına gönderildi&#8230;<br />
Yazının devamında Sanatçının edebi yönü,eserleri,bazı eserleri hakkında kısa bilgiye ulaşabilirsiniz..</p>
<p><span id="more-68212"></span><br />
İlkokula burada başladı. Babası tekrar evlenince 6 yaşında İstanbul&#8217;a anneannesinin Aksaray&#8217;daki Konağı&#8217;na döndü. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve İdadide öğrenim gördü. 1878&#8242;de Mekteb-i Mülkiye&#8217;ye girdi. 1880&#8242;de hastalık nedeniyle ikinci sınıfta iken okulu bıraktı. Kısa bir süre Adliye Nezareti Ceza Kalemi&#8217;nde memur, Ticaret Mahkemesi&#8217;nde Azâ Mülazımı olarak çalıştı. 1887&#8242;de Ahmed Mithad Efendi&#8217;nin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başladı. Batı uygarlığının yaşantısını taklit ederken gülünç duruma düşen insanları anlattığı ilk romanı &#8220;Şık&#8221; aynı yıl bu gazetede tefrika şeklinde yayınlandı. Paul Bourget, Paul de Kock, Alfred de Musset gibi Fransız yazarlardan çeviriler yaptı. 1894&#8242;te İkdam gazetesine geçti. Kendisine büyük ün sağlayan ilk eseri &#8220;Mürebbiye&#8221; ile &#8220;Metres&#8221;, &#8220;Tesadüf&#8221; ve &#8220;Nimetşinas&#8221; bu gazetede tefrik edildi. Sansürün &#8220;Alafranga&#8221; (1911&#8242;de &#8220;Şıpsevdi&#8221; adıyla basıldı) romanını yasaklaması üzerine yazarlığı bıraktı. 1908&#8242;e kadar suskun kaldı.</p>
<p>İkinci Meşrutiyet döneminde Ahmet Rasim ile birlikte 37 sayı süren &#8220;Boşboğaz ile Güllâbi&#8221; adlı mizah dergisini çıkardı. Sabah ve Vakit gazetelerinde çalıştı. 1912&#8242;de Heybeliada&#8217;ya taşındı. Kütahya milletvekili olduğu 1936-1943 dışında tüm yaşamını Heybeliada&#8217;da geçirdi. 1924&#8242;te Son Posta gazetesinde tefrik edilen &#8220;Ben Deli miyim&#8221; romanı ahlaka aykırı bulunarak yargılandı, beraat etti. Anneannesinin yalısında dadılar arasında geçirdiği çocukluk ve gençlik yılları, İstanbul yaşamı ve insanlarını tüm detaylarıyla öğrenmesini sağladı. Ev kadınlarının çeşitli konulardaki düşüncelerini öğrendi. Batılı yazarların yanısıra Türk halk edebiyatından da yararlandı. Romanı ahlakın aynası olarak gördü. Geniş bir okur kitlesine ulaşabilmek için yalın bir dil kullandı. Çok okunan bir yazar olmasını da bu yalınlığına bağladı. Eserlerinde toplumsal ve ekonomik eşitsizlikleri, kadın-erkek ilişkilerini, din sorunlarını konu aldı. Zeki ve kurnazların, saf ve cahilleri kandırarak işlerini yürüttükleri çarpık bir düzenden kurtulmak için akılcı düşüncenin gelişmesi gerektiğini savundu. Dar sokakları, ahşap evleri, konakları, yalıları ve çarşılarıyla hep İstanbul&#8217;u işledi. Romanlarında döneminin İstanbul&#8217;un her kesiminden, sınıfıntan insana yer verdi. Külhanbeyler, züppeler, fahişeler, hanımefendiler, mahalle kadınları, paşalar, memurlar, beslemeler, imamlar, esnaf. Çevre betimlemeleri üzerinde durmaktansa karakterlerini güçlendirmeyi tercih etti. Bu karakterleri yerel şivelerle konuşturmakta ustalaştı. Emile Zola&#8217;nın deneysel roman yöntemini benimsedi ve uyguladı. Ömrünün son otuz yılını Heybeliada&#8217;daki köşkünde yazarak geçirdi. En çok ürün veren, en çok okunan ve sevilen yazarlardan biri oldu.</p>
<p>ESERLERİ</p>
<p>ROMAN:<br />
Şık (1889)<br />
İffet (1896)<br />
Mutallâka (1898<br />
Mürebbiye (1899)<br />
Bir Muadele-i Sevda (1899)<br />
Metres (1900)<br />
Tesadüf (1900)<br />
Şıpsevdi (1911)<br />
Nimetşinas (1911)<br />
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç (1912)<br />
Gulyabani (1913)<br />
Cadı (1912)<br />
Sevda Peşinde (1912)<br />
Hayattan Sayfalar (1919)<br />
Hakka Sığındık (1919)<br />
Toraman (1919)<br />
Son Arzu (1922)<br />
Tebessüm-i Elem (1923)<br />
Cehennemlik (1924)<br />
Efsuncu Baba (1924)<br />
Meyhanede Hanımlar (1924)<br />
Ben Deli miyim (1925)<br />
Tutuşmuş Gönüller (1926)<br />
Billur Kalp (1926)<br />
Evlere Şenlik, Kaynanam Nasıl Kudurdu (1927)<br />
Mezarından Kalkan Şehit (1928)<br />
Kokotlar Mektebi (1928)<br />
Şeytan İşi (1933)<br />
Utanmaz Adam (1934)<br />
Eşkıya İninde (1935)<br />
Kesik Baş (1942)<br />
Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür (1943)<br />
Ölüm Bir Kurtuluş mudur (1954)<br />
Dirilen İskelet (1946)<br />
Dünyanın Mihveri Para mı Kadın mı (1949)<br />
Deli Filozof (1964)<br />
Kaderin Cilvesi (1964)<br />
İnsanlar Maymun muydu (1968)<br />
Can Pazarı (1968)<br />
Ölüler Yaşıyor mu (1973)<br />
Namuslu Kokotlar (1973)</p>
<p>ÖYKÜ:<br />
Kadınlar Vaizi (1920)<br />
Namusla Açlık Meselesi (1933)<br />
Katil Bûse (1933)<br />
İki Hödüğün Seyahati (1934)<br />
Tünelden İlk Çıkış (1934)<br />
Gönül Ticareti (1939)<br />
Melek Sanmıştım Şeytanı (1943)<br />
Eti Senin Kemiği Benim (1963)</p>
<p>OYUN:<br />
Hazan Bülbülü (1916)<br />
Kadın Erkekleşince (1933)<br />
Tokuşan Kafalar (1973)<br />
İki Damla Yaş (1973)<br />
Gülbahar Hanım</p>
<p>TARTIŞMA:<br />
Cadı Çarpıyor (1913)<br />
Şekavet-i Edebiye Tartışmaları (1913)<br />
Sanat ve Edebiyat (Ölümünden sonra H. A. Önelçin derledi, 1972)</p>
<p>KUYRUKLU YILDIZ ALTINDA BİR İZDİVAÇ</p>
<p>Hüseyin Rahmi Gürpınar&#8217;ın romanı (1912). 1910 Mayısında Haley kuyrukluyıldızının dünyaya çarparak hayatı altüst edeceği haberi, İstanbul&#8217;da panik yaratmıştır. Bir kenar mahalle kadınlar arasında bu konuyu tartışma ile başlayan romanda, Aksaray&#8217;da oturan, oldukça zengin ve ruhça Batı&#8217;lı bir delikanlı İrfan Galip, verdiği uyarma-açıklama konferansı üzerine &#8220;kadın doğduğuna üzgün bir zavallı&#8221;dan bir mektup alır. Mektubun bilinmeyen yazarı, kadınların kızların dar ve kapalı hayatlarından şikâyetçidir. İrfan Galip, kıza hayalen âşık olur, mektuplaşma devam eder. Sonunda gıyabî sevgilinin Feriha Davut adında ve İrfan Galip&#8217;in aradığı niteliklerde, okumuş, kibar bir kız olduğu ortaya çıkar. İki genç, Haley yıldızının görünüp geçtiği gece evlenirler.</p>
<p>GULYABANİ</p>
<p>Hüseyin Rahmi Gürpınar&#8217;ın romanı (1912). Şefika Hanım, parasına göz diken hayırsız yeğeni tarafından Üsküdar&#8217;da Bulgurlu dolaylarında bir konakta cinlere, perilere tehdit ettirilmektedir. Evde, korkutulan üç kadın daha vardır. Çeşmifelek Kalfa, zenci Ruşen Dadı ve sonradan hizmetçi gelmiş Muhsine. Olaylar Muhsine&#8217;nin ağzından anlatılır. Düğüm, Muhsine&#8217;yi seven Hasan adında genç bir köylü tarafından çözülür. Gulyabani kılığına girerek kadınları dehşete düşüren kişinin konağın kâhyası Bekir, cin kılığındaki adamın da Şefika Hanım&#8217;ın yeğeni Şevki olduğu anlaşılır. Sonunda Muhsine ile Hasan evlenirler.</p>
<p>ŞIPSEVDİ</p>
<p>Meftun kalabalık bir ailenin oğludur. Parasızlık yüzünden zengin Kasım Efendi&#8217;ye damat olmak ister. Entrikalar sonunda Kasım&#8217;ın kızı Edibe&#8217;yi alır. Meftunun kız kardeşi Lebide ise Kasım Efendi&#8217;nin oğlu Mahir ile evlendirilir. Kasım Efendinin servetini ele geçirmek isteyen Meftun , Mahiri kullanır. İş öğrenilince Mahir evlatlıktan reddedilir. Meftun Parise kaçar , Edibe ise babası Kasım Efendi&#8217;nin yanında kalır. Edibe eve erkek almaya başlayınca Kasım Efendi felç geçirir. Meftun ise servetin peşinde olduğu için eski karısıyla yeniden evlenme planları yapmaya başlamıştır.</p>
<p>Kaynak:edebiyatforum.com;turkceciler.com</p>
<script type="text/javascript" src="http://cdn.socialtwist.com/2009022110770/script.js"></script><a  class="st-taf" href="http://tellafriend.socialtwist.com:80" onclick="return false;" style="border:0;padding:0;margin:0;"><img alt="button Hüseyin Rahmi Gürpınar Edebi Kişiliği" style="border:0;padding:0;margin:0;" src="http://images.socialtwist.com/2009022110770/button.png"onmouseout="hideHoverMap(this)" onmouseover="showHoverMap(this, '2009022110770', 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Fhuseyin-rahmi-gurpinar-edebi-kisiligi%2F', 'H%C3%BCseyin+Rahmi+G%C3%BCrp%C4%B1nar+Edebi+Ki%C5%9Fili%C4%9Fi')" onclick="cw(this, {id:'2009022110770', link: 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Fhuseyin-rahmi-gurpinar-edebi-kisiligi%2F', title: 'H%C3%BCseyin+Rahmi+G%C3%BCrp%C4%B1nar+Edebi+Ki%C5%9Fili%C4%9Fi' });" title="Hüseyin Rahmi Gürpınar Edebi Kişiliği" /></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/huseyin-rahmi-gurpinar-edebi-kisiligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Serveti Fünun Edebiyatı Özellikleri</title>
		<link>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/serveti-funun-edebiyati-ozellikleri/</link>
		<comments>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/serveti-funun-edebiyati-ozellikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Apr 2011 22:14:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zuhre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler]]></category>
		<category><![CDATA[Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Fünun]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Şairleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatçıları]]></category>
		<category><![CDATA[Serveti]]></category>
		<category><![CDATA[şiiri]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.odevindiryap.com/?p=66622</guid>
		<description><![CDATA[Serveti Fünun Edebiyatı Özellikleri]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Serveti Fünun Edebiyatı Özellikleri<br />
SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI<br />
Servet-i Fünun, &#8220;fenlerin zenginlikleri&#8221; anlamına gelmektedir.<br />
Servet-i Fünun veya Edebiyat-ı Cedide devri, Türk edebiyatında 1860’tan beri devam eden Doğu-Batı mücadelesinin kesin sonucunu (Batı edebiyatının lehine) belirleyen aşamadır. Gerçekten yoğun ve dinamik çalışmalarla geçen bu kısa dönem sonunda Türk edebiyatı, gerek anlayış, gerek içerik, gerekse teknik bakımdan tamamıyla Batılı bir nitelik kazanmıştır.</p>
<p>Bu döneme Servet-i Fünun adının verilmesi ..</p>
<p><span id="more-66622"></span></p>
<p>Bu döneme Servet-i Fünun adının verilmesi,bu edebi hareketin Serveti Fünun Dergisinde gerçekleşmesindendir. Adından da anlaşılacağı gibi önceleri “fen” konularını ele alan bu derginin yazı işleri müdürlüğüne Tevfik Fikret’in getirilmesiyle dergi, bütünüyle bir edebiyat dergisi haline gelir<br />
(7 Şubat 1896).<br />
Divan edebiyatına karşı kurulmasına çalışılan Avrupai Türk edebiyatını ifade için kullanılan “Edebiyat-ı Cedide” (yenilikçi edebiyatçıları) teriminin bu harekete ad olması ise, hareketin bu terimi bütünüyle benimseyip, kendi hakkında da sıkça kullanmasındandır.<br />
Bu hareketin 1901 yılında, Hüseyin Cahit Yalçın’ın Fransızcadan çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk” adlı makalesinin II:Abdülhamit yönetimince kışkırtıcı bulunarak, derginin kapatılmasıyla son bulduğu kabul edilir.</p>
<p>GENEL ÖZELLİKLERi<br />
1) “Sanat için sanat” ilkesine beğlıdırlar.<br />
2) Cümlenin dize ya da beyitte tamamlanması kuralını yıkmışlar ve cümleyi özgürlüğüne kavuşturmuşlardır. Beyitin cümle üzerindeki egemenliğine son verirler. Cümle istediği yerde bitebilir.<br />
3) Servet-i Fünuncular aruz ölçüsünü  kullanırlar. Ancak aruzun dizeler üzerindeki egemenliğini de yıkarak, bir şiirde birden çok kalıba yer vermişlerdir.<br />
4) Onlar “her şey şiirin konusu olabilir” görüşünü benimsemişler; fakat dönemin siyasal baskıları nedeniyle aşk, doğa, aile hayatı ve gündelik yaşamın basit konularına eğilmişlerdir.<br />
5) Şiirde ilk defa bu dönemde konu bütünlüğü sağlanmıştır.<br />
6) “Sanatkârâne üslup” ve yeni bir “vokabüler” (sözvarlığı) yaratma kaygısıyla oldukça ağır bir dil kullanmışlardır.<br />
7) “Kafiye kulak içindir” görüşünü benimserler.<br />
8) Şiirde üç değişik biçim kullanmışlardır.<br />
a) Batı’dan aldıkları “sone” ve “terza-rima”<br />
b) Divan edebiyatından alıp, türlü değişikliklerle kullandıkları müstezat (serbest                        müstezat)<br />
c) Bütünüyle kendi yarattıkları biçimler<br />
9) Şiirde olduğu gibi romanda da (devrin siyasal baskıları nedeniyle) sosyal konulardan uzak dururlar.<br />
10) Romanda, romantizmin kimi izleri bulunmakla birlikte genel olarak realizme bağlıdırlar.<br />
11) Romanda da dil ağır, üslup sanatkârânedir.<br />
12) Roman tekniği sağlamdır.<br />
13) Yazarlar daha çok yaşadıkları ortamı anlatma yoluna gittikleri için konular, İstanbul’un çeşitli kesimlerinden alınmalıdır.<br />
14) Betimlemeler gözleme dayalıdır ve nesneldir.<br />
15) Bu dönem sanatçıları, devrin siyasal baskıları nedeniyle gazetecilik, tiyatro gibi alanlara pek fazla eğilmemişlerdir.</p>
<p>SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİNİN ÖNEMLİ SANATÇILARI</p>
<p><span style="text-decoration: underline">TEVFİK FİKRET (1867-1915)</span>: Şairin, Batılı sanat anlayışını benimsemesindeki en önemli neden lisede edebiyat öğretmeni olan Recaizade Mahmut Ekrem’den etkilenmesidir.</p>
<p>Sanat yaşamı iki ayrı dönem içerisinde incelenebilir. Birinci dönem Servet-i Fünun hareketinin içinde bulunduğu dönemdir. Bu dönemde “sanat sanat içindir” anlayışıyla ürünler vermesine karşın, yine de toplumsal konuların sınırını (dönemin siyasal yapısına rağmen) zorlamıştır.</p>
<p>İkinci dönemde ise (1901’den sonra) toplumsal konulara yönelmiş, “toplum için sanat” anlayışıyla ürünler vermiştir.</p>
<p>Türk edebiyatının Batılılaşmasında en büyük pay Tevfik Fikret’indir. Şiirleri hem biçim hem de içerik olarak yenidir. Parnasizmden etkilendiğiaçıkça görülür. Müstezadı, serbest müstezat yapan, nazmı düzyazıya yaklaştıran, beyitin, aruzun egemenliğine son veren hep Fikret’tir.</p>
<p>En büyük özlemi, Osmanlı İmparatorluğu’nun çağdaş medeniyet düzeyine yükselmesidir. Bunu da Batı’dakifen ve teknolojinin ülkeye kazandırılmasıyla gerçekleşeceğine inanır. Ona göre en öenmli varlık insandır. Onların özgürlüklerini ve haklarını savunur. Dinlerin, savaşlara kaynaklık etmesi nedeniyle dinleri bu yönüyle eleştirir. Ülkenin geleceğini gençlikte görür, onlara ve çocuklara büyük bir sevgi ve içtenlikle yönelir. Çocuklar için ilk kez şiirler yazan sanatçıdır.</p>
<p>Ayrıca şair, aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulayan üç büyük sanatçıdan biridir (Diğer şairler Yahya Kemal ve Mehmet Akif’tir)</p>
<p>Eserleri:</p>
<p>Rubab-ı Şikeste, Haluk’un Defteri; Şermin (Çocuklar için hece ölçüsüyle yazdığı         şiirler).</p>
<p><span style="text-decoration: underline">HALİT ZİYA UŞAKLIGİL (1866-1945)</span>: Gerek sağlam roman tekniğinin öncülüğü, gerekse realizmin ilk olgun ürünler vermesi bakımından Türk edebiyatına roman ve hikaye alanında büyük katkısı olan sanatçıdır. Anlatımının söz oyunlarıyla yüklü, dilinin oldukça ağır olmasına rağmen yazar, ilginç tipler bulmakta, başarılı ruhsal çözümlemeler yapmakta ve nesnel kişi, çevre betimlemelerinde oldukça ustadır. Konularını İstanbul’un çeşitli kesimlerinden seçer, ancak sosyal sorunları ele almak gibi bir amacı yoktur. Gözleme çok önem verir. Romanlarının konularını genellikle aydın  tabakanın hayatından alan Halit Ziya, hikayelerinin önemli bir kısmında halk tabakasının insanlarını, onların yaşayış, adet ve inançlarını anlatmıştır.</p>
<p>Eserleri:</p>
<p>Romanları: Nemide, Bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekâsı, Mai ve Siyah,      Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar</p>
<p>Öyküleri: Bir Yazın Tarihi, Solgun Demet, Hepsinden Acı, Aşka Dair, Kadın                              Pençesi, İzmir Hikayeleri&#8230;..</p>
<p>Oyunları:  Kâbus, Füruzan (adapte), Fare (adapte)</p>
<p>Anıları:Kırk Yıl, Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikaye</p>
<p>Sanat ve Edebiyat</p>
<p>Üzerine Yazdıkları:  Sanata Dair</p>
<p><span style="text-decoration: underline">CENAP ŞAHABETTİN (1870-1934)</span>: Tıp öğrenimi için gittiği Fransa’da edebiyatla ilgilenmiş ve sembolizmden etkilenmiştir.Ancak sembolizmi kavramakta yetersiz kalmış, şiirlerinde bol bol istiare kullanmış ve ses uyumuna dikkat etmiştir. Ağır bir dil ve süslü anlatım en belirgin özellikleridir.Şiirlerinde aruzun birden fazla kalıbına, genellikle de karışık kalıplarına yer vermiştir. Kurtuluş Savaşı’na karşı çıkan şari Milli Edebiyat’la başlayan dilde sadeleşme çabalarına karşı çıkar. Aşk ve doğa en çok işlediği konulardır.</p>
<p>Eserleri:</p>
<p>Gezi:                                        Hac Yolunda, Suriye Mektupları, Avrupa Mektupları</p>
<p>Makale ve Denemeleri: Evrak-ı Eyyâm, Nesr-i Harb, Nesr-i Sulh, Tiryaki Sözleri</p>
<p>Oyun:Körebe, Yalan</p>
<p><span style="text-decoration: underline">MEHMET RAUF (1875-1931)</span>: Yapıtlarında ruhsal çözümlemelerde yoğunlaşan sanatçı sosyal çevreyle ilgilenmez. İlk başarılı psikolojik roman kabul edilen “Eylül” ile tanınmıştır.</p>
<p>Eserleri:<br />
Eylül, Ferda-yı Garam, Genç Kız Kalbi&#8230;..<br />
Pençe (tiyatro)<br />
Ayrıca bir çok hikayesi de vardır.</p>
<p>SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİNİN DİĞER SANATÇILARI:</p>
<p>Şiir:Hüseyin Siyret,Hüseyin Suad,Ali Ekrem,Süleyman Nazif, Süleyman Nesib,Faik Ali,Celal Sahir<br />
Hikaye ve Roman:  Hüseyin Cahit, Ahmet Hikmet<br />
Eleştiri: Ahmet Şuayb.</p>
<p>SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI DIŞINDA KALANLAR (BAĞIMSIZ SANATÇILAR)</p>
<p><span style="text-decoration: underline">MEHMET EMİN YURDAKUL (1869-1944)</span>: Servet-i Fünun şiirinde yalnız nazım şekillerini ve halk şiirinden de yalnız ölçüyü (hece) alan ve dili Türkçeleştirmek iddiasıyla yapay bir dil yaratan Mehmet Emin, Türk edebiyatında “Milliyetçilik” akımının ilk temsilcisi sayılır.Şiirlerinin tamamında sosyal sorunlara eğilen şairde,bu nedenle didaktizm lirizme ağır basar.Hece sayısı bakımından uzun olan ölçüleri kullanan şair,söyleyişte nesre yaklaşmıştır.</p>
<p>Servet-i Fünun, Çocuk Bahçesi, Türk Yurdu dergilerinde yayımlanan şiirleri, “Türkçe Şiirler”, “Türk Sesi”, “Ey Türk Uyan” gibi kitaplarda toplanmıştır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline">MEHMET AKİF ERSOY (1873-1936)</span>: “Ümmetçi” bir şair olarak tanınan Mehmet Akif aynı zamanda “halkçı” ve “milliyetçi” kişiliğiyle tamamen toplumcu bir şair olarak çıkar karşımıza. Türk şiirine gerçek realizmin Akif ile girmiş olduğundan şüphe edilemez. Onun kuvvetli gözlemciliğine büyük bir tasvir ev hikaye etme kabiliyetini ve konuşma dilinin bitin canlılığını taşıyan bir üslubu da eklemek gerekir. Ancak Akif’in dili bir bütün değildir. Tasvirlerinin dışında kalan birçok şiirinde dil, konuşma dilinden ayrılır, Osmanlıcanın sınırları içine girer.</p>
<p>Ölçü olarak sadece “aruz”u kullanan şair hece ölçüsünü hiç kullanmadı. Nazım şekilleri konusunda ise Divan nazmının şekillerini tercih eder ve bunlar arasında en çok mesnevi şeklini kullanır. Çoğu zaman nazmı, nesre yaklaştıran şair, Türkçeyi aruza ustalıkla uydurmuştur.</p>
<p>MehmEt Akif’in ilk kitabı “Safahat”tır. Dah sonra yazdığı “Süleymaniye Kürüsüsünde” “Hakkın Seleri”, “Fatih Kürsüsünde”, “Hatıralar”, “Âsım”, “Gölgeler” bir araya getirilerek “Safahat” adı ile yayımlanmıştır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline">HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR (1861-1944)</span>: Servet-i Fünun romanının gözde olduğu devirde Hüseyin Rahmi, Ahmet Mithat’ın popüler roman çığırını tek başına ve büyük bir kudretle devam ettiren tek şahsiyettir.</p>
<p>Hüseyin Rahmi, Türk romanındaki ilk izlerinde 1885’ten sonra rastlanan Fransız natüralizminin ilk büyük temsilcisidir. Romanlarındaki kahramanları daima karakterlerinin ve sosyal çevrelerinin birer ortak ürünü olarak ele alan, onların psikolojik kişiliklerini irsiyete ve sosyolojik kişiliklerini de içinde yetiştikleri cemiyetin şatlarına göre değerlendiren romancı, bu yöntemi ile olduğu kadad, realiteyi hem iyi hem de kötü yönleriyle olduğu gibi vermek konusundaki titizliği ile de tam bir “NATÜRALİST” tir.Onu natüralistlerden ayıran nokta, eserlerinde sosyal eleştiriye olabildiğince çok yer vermesidir. Halbuki natüralizmin sosyal eleştiriye yönelik hiçbir kaygısı yoktur.</p>
<p>Hüseyin Rahmi’deki sosyal eleştiri ise daha çok mizah yoluyla yapılır. Bunun için de genellikle anormal durumda olan karakterler ele alınır. Karakterlerdeki anormallikler ise huy (aptallık, cinsi sapıklık, şöhret düşkünlüğü), ahlak (menfaat düşkünlüğü, haksız kazanç peşinde koşma), kültürel (dini tutuculuk, batıl inançlara bağlılık, Batı taklitçiliği) yönleriyle gülünçtür.</p>
<p>Bu yaklaşım doğal olarak romana çeşitli karakterlerin dünyayı ve yaşamı görüş açısını, dini inançlarını, yaşayış ve giyiniş şekillerini, adetlerini, görgülerini dile getirir ve böylece roman bir “TÖRE” romanı olarak ortaya çıkar. Özetle, büyük ve sabırlı bir gözlemci olan Hüseyin Rahmi’nin, olayları hep İstanbul’da geçen romanları , gerçek değerlerini, daha çok yazıldıkları devrin sosyal yapısını bütün canlılığı, bütün incelikleri ve tam bir objektif doğruluğu ile verebilmiş olmalarına borçludur.</p>
<p>Yazarın kırktan fazla romanı ve pek çok öyküsü vardır. En önemli romanları olarak, Şık, Mürebbiye, Tesadüf, Şıpsevdi, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Gulyabani, Hakka Sığındık’ı sayabiliriz.(edebiyatogretmeni.net)</p>
<script type="text/javascript" src="http://cdn.socialtwist.com/2009022110770/script.js"></script><a  class="st-taf" href="http://tellafriend.socialtwist.com:80" onclick="return false;" style="border:0;padding:0;margin:0;"><img alt="button Serveti Fünun Edebiyatı Özellikleri" style="border:0;padding:0;margin:0;" src="http://images.socialtwist.com/2009022110770/button.png"onmouseout="hideHoverMap(this)" onmouseover="showHoverMap(this, '2009022110770', 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Fserveti-funun-edebiyati-ozellikleri%2F', 'Serveti+F%C3%BCnun+Edebiyat%C4%B1+%C3%96zellikleri')" onclick="cw(this, {id:'2009022110770', link: 'http%3A%2F%2Fwww.odevindiryap.com%2Fturkce%2Fdeyimler-turkce%2Fserveti-funun-edebiyati-ozellikleri%2F', title: 'Serveti+F%C3%BCnun+Edebiyat%C4%B1+%C3%96zellikleri' });" title="Serveti Fünun Edebiyatı Özellikleri" /></a>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.odevindiryap.com/turkce/deyimler-turkce/serveti-funun-edebiyati-ozellikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

